Evet, bu günah bizi Rabbimiz’den kopuk hâle getirdi.. aslında, mârufu emredip münkerden menetme, bizim varlık gayemizdi. Bizler bunun için yaratılmıştık.. ve hele hak erleri olarak bizler, yani varlığını hak yola adamış kişiler.. hatta sa’y ve gayretlerinde Cennet’i dahi esas gaye ve hedef yapmayanlar!. Eğer fırsat ve imkân varsa orada dahi Rabbi anlatmayı, Cennet’in diğer bütün nimetlerine tercih edecek kadar bu işin âşıkları.. veya mümkünse, Cehennem zebanilerine bir şey anlatmak için hiç çekinmeden Cehennem’e girebilecek hasbî ruhlar!..
Evet, işte bunlar, yaratılış gayeleri olan bu çok önemli vazifeyi ihmal ederlerse, dünyanın başına gelecek musibet ve belâlar vize almış demektir. Bundan öte yapılacak bir şey varsa o da duadır; duaların faydasını da Allah bilir. Çünkü bu hâle giriftar olma, bir bakıma yok olmaya kilitlenme demektir. Böyle bir gün çetin bir gündür.. o gün rahmet yüzüne nikap çekmiş, gazap ise yüzündeki nikabı kaldırmış.. el elde üzülmüş ve dönüşü olmayan bir akıntıya dûçâr olunmuş demektir.
İslâm âleminin şu zavallı durumuna bakabilseniz arz ettiğim hususları bir bir bu aynada göreceksiniz. Evet, Allah’tan, Peygamber’den ve Kitabullah’tan kopan nesillere ve bunları yanlış yollara sevk edenlere.. evet, ruh ve kalbleri yerlerinden sökülüp alınarak, mide ve bağırsaktan ibaret birer mahluk hâline getirilenlere.. başsız yığınlara, zâyi olup giden zamana, kopuk halkalarıyla anlaşılmaz hâle getirilen tarihe baksanız, koskocaman bir câmianın nerede iken nerelere itildiğini görecek ve ürpereceksiniz. Artık ayak takımının idare ettiği bu şanlı fakat tâli’siz milletler topluluğu, şerirlerin pençesinde kıvrım kıvrım kıvranmakta ve çaresizlik soluklamakta.