Allah (celle celâluhu) muhtecibtir, Mâbud-u bi’l-Hak ve Maksûd-u bi’l-İstihkâk’tır, yani, Kendisine ibadet edilmeye lâyık yegâne varlıktır. Allah bizâtihi mahbubtur. Kalbler Allah’ı zikirle doygunluğa ulaşır.7 Bütün kırık gönüller Allah’a vardıkları zaman içlerinde sekîne hâsıl olur. Allah en yüksektir, müşriğin şirki O’nun izzet ve azametine ulaşamaz. Bu gözlerle O’nu görmek mümkün değildir. O çok muallâdır. Bütün kâinatı idare eden O’dur. Allah’ı gözümüzle göremeyiz; fakat her şeyde ayândan daha ayân olan Allah’ın eserlerini görmekteyiz. Ve anlıyoruz ki O, şiddet-i zuhurundan gizlidir. Bütün kalbi kırıkların sığınağı Allah’tır. Allah mü’min için bir hayret kaynağıdır. Allah hakkında mârifetini artıran herkes hayrete dalacaktır. Allah bütün insanların Mâbud’udur. Allah, Allah olduğu için Mâbud’dur. Şimdi de bütün bu arz ettiğim sözlerin hepsini “Allah” kelimesiyle alâkalı ve lafz-ı Celâle’ye yakın kelimelerden çıkarmaya çalışalım:
1. Lafz-ı Celâle’ye Yakın Kelimelerin Tahlili
a. Elehe
İlâh kelimesi أَلَهَ ’den gelir. أَلَهْتُ إِلَى فُلَانٍ ise سَكَنْتُ إِلَيْهِ ‘Sakin oldum, kemale erdim’ gibi mânâlara gelmektedir. İnsan, kemal için koşup durmakta, kemali buluncaya kadar da durmadan ve yorulma bilmeden mesafe katetmektedir. İnsanlığını kaybetmemiş, vicdan ve kalb taşıyan bir insan, neticede kendisi için mukadder olan kemali buluncaya kadar durmadan koşacaktır. Kâmil-i Mutlak olan Allah, ona kemal verecektir. O, hayret ve dehşet içinde insanlık makamından isimler makamına, isimler makamından sıfatlar makamına, sıfatlar makamından Zâtî şuunat makamına yükselecek ve yükseldikçe hayret ve dehşeti artacak ve mutlak kemale ereceği âna kadar da koşacaktır. Allah onu olgunlaştırdığı, kemale erdirdiği anda da, içinde sekîne hâsıl olacaktır.
Dipnotlar
- 7 Bkz.: Ra’d sûresi, 13/28.