İçeriğe geç

Bu itibarladır ki, bu kudsî cümlelerin tercümesini yapmak mümkün değildir ve tercüme etmeye imkân yoktur. “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlarım.” diyen insan, ilk defa Allah’a “olan” demek suretiyle eskiden yokmuş da, sonradan olmuş gibi bir mânâyı işmâm etme hatası içindedir. İster “keynûnet” (oluş), isterse “sayrûret” (olma) mânâsına gelsin; ister “O Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” densin; isterse “Allahu Rahmânu’r-Rahîm” densin hepsinde bu kabîl hatalar mevcuttur.

Kur’ân-ı Kerim’in anlatmak istediği bütün hakikatler, hulâsa olarak Besmele’de mevcuttur. Ve Besmele bu hâliyle de harikadır. Bu harikalık elbette onun tesir gücüne de sirayet edecektir ki, Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): كُلُّ أَمْرٍ ذِي بَالٍ لَمْ يُبْدَأْ فِيهِ بِبِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ فَهُوَ أَبْتَرُ buyuruyor. Son kelime muhtelif rivayetlerde değişir; bazı rivayetlerde أَقْطَعُ bazılarında ise أَجْزَمُ ifadesi vardır. Hepsi birbirinin eş mânâlısı bu kelimelerle Allah Resûlü: “Besmele ile başlamayan her iş, bereketsizdir, devam etmez ve köksüzdür.”16 demektedir.

Kur’ân dört büyük hakikatten bahseder: Bunlar, tevhid, nübüvvet, haşir ve adalettir. Ve Besmele bunları hulâsa eder. اَللّٰهُ Lafz-ı Celâle’si sarih olarak tevhide bakıyor. Rahmân O’nun has sıfatı olup, peygamberliği ispat eder. Rahîm sıfatı ise haşir ve adaleti dile getirir.

67