İçeriğe geç

Besmelenin ب ’si, ب ’nin noktası ve بِسْمِ . İşte biz bu Besmelenin altında o noktadan ibaretiz. Şiblî’ye: “Sen Şiblî misin?” diye soranlara, o şu cevabı verir: “Hayır, ben, müstakîm ve nuranî hat altında gölge yapıp O’nun vücuduna ayna olan noktayım.”

c. “Allah” Lafz-ı Şerîfi

اَللّٰهُ lafz-ı şerîfini başka bir lügatten nakledilmiş olarak kabul etmek ve iştikak ilmine göre şu kelimeden veya bu kelimeden türemiştir deyip O’na bir asıl bulmaya çalışmak gönlüme uygun gelmiyor. Vâkıa, bazıları O’nu bir kısım kelimelere ircâ ederek bir temel kelime bulmaya çalışmışlardır. Fakat âcizane diyorum ki: Zât-ı Bârî nasıl ezelî ise, ezelden beri O’nun adı “Allah”tır. “Allah” kelimesine bir temel kelime aramak uygun değildir. Ama bu kelimenin etrafında “Ben bu kelimeye benziyorum.” diyen kelimeler vardır ki, ben de onların mânâlarını arz edeceğim:

Her şey Allah’a bağlı ve her şey Allah’la ayakta durmaktadır. Kâinatın yüzünün nuru ve ziyası اَللّٰهُ kelimesidir. “Allah” kelimesinin mevcut olmadığı yerde, bütün ilimler ve bilgiler; evham, hayal ve seraptan ibaret olur ve iki ucu birleşmeyen bir kısım anlaşılmaz, karmakarışık fikir yığınları olarak kalır. Yirminci asırda bütün ilimlerin tıkanması işte bu noktaya dayalıdır. Günümüzde “Allah” kelimesine dayanmayan bütün ilim, teknik ve fenlerin hepsi tıkalıdır ve altlarında bir kısım tereddüt ve şüpheler vardır. İlim adamı bunlara hipotez, nazariye veya başka başka namlar takar, mânâsı ve mahiyeti anlaşılmış gibi takdime çalışır. Fakat esas itibarıyla ne mânâsı ne de mahiyeti anlaşılmıştır.

55