İçeriğe geç

Bir kısım bölgelerde bu din, istismar odaklarının elinde tam bir oyuncak hâline gelmişti. Asiler, mücrimler, sahtekârlar ve bütün bâğî ve taşkınlar, eğer paralı iseler cemiyetin en seçkinleriydi. Nasıl olmasındı ki, onlar dünyada iken Cennet’i garantilemiş ve Cennet’e girmek için âdeta sırasını bekleyen insan şeklinde meleklerdi.. evet, hiç utanmadan Allah’a karşı sürekli yalan söyleniyordu.

Aslında Hz. Mesih’e göre de Allah, hiç kimseye Cennet’in anahtarlarını teslim etmemişti. Hâlbuki bazı mâbetlerde bulunan bir kısım görevliler durmadan cennet köşklerinin anahtarlarını dağıtıyorlardı. Ayrıca onlar, kul ile Allah arasına, tebliğ ve irşad dışında hem de hiç münasebeti olmayan her konuda rahatlıkla girebiliyorlardı. Bu ise, istismardan başka bir şey değildi. Oysaki hangi din olursa olsun, kul ne zaman ellerini açıp Rabbiyle irtibata geçse ona icabet edilirdi. Bu mülâhazayla idi ki, Allah Resûlü, “Yeryüzü benim için mescit kılındı.”14 buyuruyordu. Acıdır, bazı yerlerde bir din, cennet alıp satan, cennet kapılarını açıp kapayan insanların dini hâline gelmişti.

Gün gelmiş bu durum, parası olmadığından dolayı cennet alamayan veya bir kilit alıp cehennemin kapısına vuramayan fakirin reaksiyonunu celp etmişti. İşte proletarya hareketlerine ve bir kısım din görevlilerine kıyama fakirin bu psikolojisi sebep olmuştu. Bu mevzu istismar edildiğinde de, böyle bir tepki veya istismardan Protestanlık doğmuştu.

47