İçeriğe geç

Evet, işte bizim dünya görüşümüzü şekillendiren Kur’ân’a ait fezlekeler! Biz sırat-ı müstakîm erbabıyız ve ifrat-tefrit bilmedik. Allah’a ulaşmak için hiçbir zaman evlenmeyi inkâr ve O’na vâsıl olmanın yolunun mâbet ve zaviyelere kapanmak olduğunu iddia etmedik. Aksine, hayatı her yönüyle birbirinden kopmaz bir bütün hâlinde mütalâa ettik ve öyle değerlendirdik.

İSLÂM İSTİKAMETTİR

Biz her zaman sırat-ı müstakîm üzerinde olmaya çalıştık. Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu yolun biricik temsilcisiydi. Biz de O’nun ümmetiyiz. O, hiçbir zaman ifrat ve tefrite girmedi. Her gün bir yığın müşkülü halletti ama asla müşkül icat etmedi.

Bernard Shaw, “Üst üste problemlerin çözüm beklediği asrımızda, bütün müşkülleri, kahve içme rahatlığı içinde çözen Hz. Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) her devirden daha çok muhtacız.” derken yerinde bir tespitte bulunur.

Evet, O’nun çözemediği hiçbir müşkül olmamıştır. Ferdî, ailevî hangi meseleyle karşı karşıya gelmişse, yine bir Batılının ifadesiyle, yağdan kıl çeker gibi, gayet rahatlıkla o meseleyi halledivermiştir. İşte birkaç misal:

Kâbe’nin inşası esnasında birbiriyle anlaşamayan kabileler kılıçlarını çekip savaşa hazırlandıkları sırada, çiçeği burnunda bir delikanlının Kâbetullah’a doğru geldiği görülür. Hemen, “İşte meseleyi bu halleder!” der ve O’nu beklemeye koyulurlar. O, öyle inandırmış ve emniyet telkin etmiştir ki, Allah Resûlü gelir gelmez işe müdahale eder ve Hacerü’l-Esved’i büyükçe bir bez içine koyar, kabile reislerini dört bir yanından tutturup, taşı yerine kadar onlara taşıttırır, sonra da bizzat kendisi yerine yerleştirir. Ve böylece ciddî bir problemi gayet rahatlıkla halleder.17

İkna etmede de Allah Resûlü’nün eşi menendi yoktur. Bir gün İmrân’ın babası Husayn, Medine’ye gelir. Aklınca Allah Resûlü’nü ikna edip davasından vazgeçirecektir. Sorar:

50