İçeriğe geç

Daha sonra Yahudiler ve Kudüs-i Şerif’in kıble olması meselesi bir tarafa bırakılarak قَدْ نَرٰى تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِي السَّمَۤاءِ “Elbette ilâhî buyruğu bekleyerek yüzünün semada arayıp durduğunu görüyoruz...” (Bakara sûresi, 2/144) denilmekte ve nazarlar doğrudan doğruya Hazreti İbrahim ve Hazreti İsmail’in inşa ettiği Kâbe-i Muazzama’ya çevrilerek فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ “Haydi çevir yüzünü Mescid-i Haram’a doğru!...” (Bakara sûresi, 2/144) buyrulmaktadır. Bundan da anlaşılmaktadır ki, Allah (celle celâluhu), nazarları bazen Kudüs-i Şerif’e, bazen Kâbe’ye, isterse bazen de başka bir tarafa tevcih edebilir. Ne var ki Cenab-ı Hak, nazarları nereye yönlendirirse yönlendirsin bunları kalblerin, fikirlerin ve nazarların vahdetini temin etmek için yapar.

* * *

Ayrıca Bakara Sûresi’nin değişik âyetlerinde İslâm’ın temel esasları genişçe izah edilmektedir. Mesela, اَلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ “O müttakiler ki, görünmeyen âleme inanırlar, namazlarını tam dikkatle îfâ ederler, kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden infakta bulunurlar.” (Bakara sûresi, 2/3) âyetinde, sûrenin başka yerlerinde olduğu gibi, “namaz ve zekât” anlatılmaktadır. Yine aynı âyet-i kerimede “kelime-i şehadet ve kelime-i tevhid”in mânâsı etrafında tahşidat yapılmakta ve اَلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ “Onlar gayba inanırlar...” buyrularak “melâike-i kiram”ın yanında, esrarı ancak Cenab-ı Hak tarafından bilinen “kader, Cennet ve Cehennem...” gibi şu anda bizim için gâip olan şeyler de işaretlenmektedir.

42