Onlar öyleydi. Allah Resûlü ile aynı zaman ve mekân dilimi içinde bulunmayan bizlere gelince; biz, evvelâ Hakikat-i Muhammediye’den (aleyhissalâtü vesselâm) mübarek huzuru itibariyle mahrum bulunuyoruz. İşte sahabenin büyüklüğünü ortaya koyan hususlardan biri de buydu. Onlar, Allah Resûlü’nü her gün görüyor ve O’nunla beraber oturuyorlardı. Binaenaleyh, bu mevzuda bize, daha sıkı ve daha ciddi durmamız gerekir. Bizim de müracaat edeceğimiz şeyler olacaktır. Meselâ yerinde derin, güzel bir arkadaşımız kendimizi yenilememize vesile olacaktır. Bu itibarla herkes kendisine, gönlü itibariyle çok derin bir arkadaş edinmelidir. O arkadaş, yanına gittiği, onunla oturup konuştuğu zaman Allah’ı hatırlatmalıdır. Zaten ehl-i hakikatin dilinde mü’min odur ki, onun davranışlarına baktığınız zaman Allah’ı hatırlarsınız. Herkes evvelâ böyle bir arkadaş seçmeli, böyle emin bir arkadaşa çocuğunu, kardeşini, yakınını teslim etmelidir. Bu insan, büyük bir nispette Müslümanlık adına, onun aşkını ve şevkini korumasına yardımcı olacaktır.