ağaçlar sayısınca, onların boy atmasını sağlayacak manevî donanıma ve makinelere sahip bulunması gerekir. Veyahut onların nasıl meydana geldiğini bilmesi, hepsine giydirilen suretleri tanıması, o ağaçlara ve otlara bu suretleri dikebilecek bir sanat ve kudret vermesi lâzım gelir. Daha başka varlıkları da düşün; anlayacaksın ki, her şeyde açıkça, Cenâb-ı Hakk’ın birliğinin çok delili var.
Evet, bir şeyden her şeyi yapmak ve her şeyi bir tek şey yapmak ancak her şeyin Hâlık’ına has bir iştir. وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ yüce fermanına dikkat et. Demek, Vahid ve Ehad Yaratıcı kabul edilmezse varlıklar sayısınca ilahı kabul etmek gerekir.
İkinci İşaret
Hikâyede padişahın yaver-i ekreminden, en büyük memurundan bahsedilmiş ve şöyle denilmişti: Kör olmayan herkes, nişanlarını görünce o zâtın, padişahın emriyle hareket ettiğini ve onun has hizmetkârı olduğunu anlar. İşte o yaver-i ekrem, Resûl-u Ekrem’dir (aleyhissalâtü vesselam).
Evet, ışık nasıl güneşi gerektiriyorsa, bu şekilde donatılmış kâinatın öyle mukaddes Sâni’inin de böyle bir Resûl-u Ekrem’i bulunmalıdır. Çünkü nasıl güneşin varlığı ışık vermeksizin mümkün değilse, ulûhiyetin de peygamberler göndermeyip kendini göstermemesi mümkün değildir.
• Hem kusursuz bir güzelliğin, tarif ve işaret edici bir vasıta ile kendini göstermek istememesi hiç mümkün müdür?
• Gayet güzel, benzersiz bir sanatın, bir ilan edici vasıtasıyla bütün dikkatleri üzerine çekip sergilenmek istememesi mümkün müdür?
• Cenâb-ı Hakk’ın her şeyi içine alan rubûbiyet saltanatının, küçük varlıklardan oluşan sayısız tabakada, birliğini ve her şey kendisine muhtaç olduğu halde hiçbir şeye muhtaç bulunmadığını, iki yönlü bir elçi vasıtasıyla ilan etmek istememesi mümkün müdür? Evet, o zât (aleyhissalâtü vesselam) iki yönlüdür: Engin kulluğu yönüyle yaratılmışların ilahî dergâhta elçisi olduğu gibi, Allah’a yakınlığı ve peygamberliği noktasından da o dergâhın tebliğ memurudur.
Dipnotlar
- “Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tesbih (tenzih) ediyor olmasın.” (İsrâ sûresi, 17/44)