İçeriğe geç
Sözler

Geçmiş bahardaki sayısız varlığı, gelecek baharda kısmen aynı kısmen benzer şekilde yeniden yaratması kadar kolaydır.

O’nun vaadini yerine getirmesi, bize ve her şeye çok lâzımdır. O’na, rubûbiyetinin saltanatına yakışan budur.

Vaadinde durmaması ise iktidarının izzetine zıttır, ilminin enginliğine aykırıdır. Zira vaadinde durmamak ya cehaletten ya da aczden ileri gelir.

Ey inkârcı! Küfrün ve inkârın ile ne kadar ahmakça bir cinayet işlediğini biliyor musun? Kendi yalancı vehmini, saçmalayan aklını, aldatıcı nefsini tasdik edip, hiçbir şekilde sözünde durmamaya ve yalana mecburiyeti olmayan, bunlar hiçbir şekilde izzetine, haysiyetine yakışmayan; her şeyin, doğruluğuna ve adaletine şahitlik ettiği bir Zât’ı yalanlıyorsun! Sonsuz küçüklüğün içinde sonsuz büyük bir cinayet işliyorsun! Elbette ebedî, büyük bir cezayı hak edersin. Cehennem ehlinden bazılarının bir dişinin dağ kadar olacağı haber verilmiş. Bu, cinayetlerinin büyüklüğüne bir ölçü olarak söylenmiştir. Sen, güneşin ışığına gözünü kapayan bir yolcuya benziyorsun. O yolcu, kafasının içindeki hayale bakar da vehmi, bir yıldız böceği gibi kafa fenerinin ışığıyla dehşetli yolunu aydınlatmak ister.

Bütün varlıklar hak söyleyen dosdoğru kelimeleri, kâinattaki hadiseler doğru söyleyen, konuşan birer ayeti olan Cenâb-ı Hak, madem vaat etmiş, elbette yapacaktır. Büyük bir mahkeme kuracak, daimî bir saadet makamı verecektir.

Dokuzuncu Hakikat

Hayat verme ve öldürme kapısıdır.

Hayy-ı Kayyûm, Muhyî ve Mümit isimlerinin cilvesidir.

Hiç mümkün müdür ki; ölmüş, kurumuş koca yeryüzüne hayat veren ve o diriltme içinde her birinin haşri insanın haşri gibi hayret verici olan üç yüz binden fazla canlı türünü haşr ü neşredip kudretini

107