gösteren.. o son derece karışık haşr ü neşr sırasında her şeyi birbirinden ayırt ederek ilminin enginliğini bildiren.. bütün semavî fermanlarıyla insanın da öldükten sonra diriltileceğini vaat edip kullarının bakışını ebedî saadete çeviren.. bütün varlıkları baş başa, omuz omuza, el ele verdirip emir ve iradesi dairesinde döndüren.. onları birbirine yardımcı ve itaatkâr kılmakla rubûbiyetinin büyüklüğünü gösteren ve insanı kâinat ağacının en kapsamlı, en nazik, en nazenin, en nazlı, niyaz eden meyvesi suretinde yaratıp kendine muhatap kabul ederek her şeyi ona boyun eğdirmekle insana ne kadar kıymet verdiğini gösteren bir Kadîr-i Rahîm, bir Alîm-i Hakîm, kıyameti yaratmasın! Ölüleri diriltmesin veya diriltemesin! İnsana yeniden hayat vermesin veya veremesin! Büyük bir mahkeme kuramasın, cennet ve cehennemi yaratamasın! Hâşâ ve kellâ!..
Evet, şu âlemi idaresi altında tutan yüce Zât her asırda, her sene, her gün bu dar, geçici yeryüzünde, o büyük haşrin ve kıyamet meydanının pek çok benzerini, örneğini, işaretlerini yaratıyor.
Mesela: Bahardaki yeniden dirilişte, beş-altı gün içinde küçük ve büyük hayvanların, bitkilerin üç yüz binden fazla türünün haşr ü neşredildiğini görüyoruz. O Zât, bütün ağaçların, otların köklerini ve bazı hayvanları aynen diriltiyor. Başkalarını da aynıymışçasına bir benzerlikle var ediyor. Görünüşte farkları pek az olan tohumcuklar o kadar karışmışken, birbirlerinden kusursuzca ayırt edilerek o kadar sürat, genişlik ve kolaylık içinde tam bir düzen ve denge ile altı gün veya altı haftada ihya ediliyor. Bu işleri yapan Zât’a bir şeyin ağır gelmesi hiç mümkün müdür? O’nun, gökleri ve yeri altı günde yaratamamasını, insanı bir sedâ ile diriltememesini akıl kabul eder mi? Hâşâ!
Acaba mucizeler gösteren bir kâtip, harfleri karışmış veya silinmiş üç yüz bin kitabı tek bir sayfada birbirine karıştırmaksızın, hatasız, eksiksiz, gayet güzel bir şekilde, beraberce, bir saatte yazsa ve biri sana, “Şu kâtip kendi telif ettiği, senin suya düşen kitabını yeniden, bir dakika içinde hafızasından yazacak.” dese, “Yapamaz, inanmam.” diyebilir misin?
Veya kendi iktidarını göstermek ya da ibret ve seyir için bir işaretle dağları kaldıran, memleketleri değiştiren, denizi karaya çeviren mucizeler sahibi bir sultan düşünelim. Onu tanıdığın halde görsen ki,