İçeriğe geç
Sözler

inayet, hikmet, adalet gibi vasıfları, bu vasıflardan ortaya çıkan icraatı ahireti gerektirir. Bunlar, bâki bir âlemi vücûb derecesinde lüzumlu kılar, mükâfat ve ceza için haşri zaruret derecesinde ister.

• Evet, madem ezelî ve ebedî Allah var; elbette O’nun ulûhiyet saltanatının daimî bir makamı olan ahiret de vardır.

• Madem bu kâinatta ve canlılar üzerinde gayet haşmetli, hikmetli ve şefkatli, mutlak bir rubûbiyet var ve görünüyor. Elbette o rubûbiyetin haşmetini kıymetsizlikten, hikmetini gayesizlikten ve şefkatini merhametsizlikten kurtaran ebedî bir saadet yurdu olacak ve oraya gidilecektir.

• Madem gözle görülen bu sınırsız nimetler, ihsanlar, lütuflar, ikramlar, inayet ve rahmet, gayb perdesi arkasında Rahman ve Rahîm bir Zât’ın bulunduğunu sönmemiş akıllara, ölmemiş kalblere gösterir. Elbette nimet vermeyi bir oyun olmaktan, ihsanı aldatmaktan, inayeti düşmanlıktan, rahmeti azaptan, lütuf ve ikramı ihanetten kurtaran, ihsanı ihsan ve nimeti nimet yapan, bâki bir âlemde sonsuz bir hayat olacaktır.

• Madem bahar mevsiminde yeryüzünün dar sayfasında yüz binlerce kitabı birbiri içinde hatasız yazan bir kudret kalemi gözümüzün önünde yorulmadan işliyor. O kalemin sahibi, yüz bin defa, “Bu dar yerde karışık ve harfleri iç içe yazılan bahar kitabından daha kolay bir şekilde, geniş bir mekânda, güzel ve yok olmaz bir kitabı yazacağım ve size okutacağım.” diye vaat etmiş ve bütün fermanlarında o kitaptan bahsediyor. Elbette o kitabın aslı yazılmıştır. Haşir ve neşir ile o kitap tamamlanacak ve herkesin amelleri ona kaydedilecektir.

• Hem madem bu yeryüzü, sayısız varlığın ve sürekli değişen yüz binlerce tür canlının meskeni, kaynağı, fabrikası, sergisi, mahşeri olması itibarı ile kâinatın kalbi, merkezi, özü, neticesi ve yaratılış sebebi hükmündedir, çok büyük önem taşır; küçüklüğüyle beraber koca göklere denk tutulmuştur. Semavî fermanlarda daima رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ buyrulur.

132