anlatılmıştı. Yine Lemaât adında Türkçe bir risalede ve Yirmi Beşinci Söz’de Kur’an’ın kırk yönden mucize olduğunu kısaca gösterip o yönlere işaret etmiştim. O kırk yönden, yalnız Kur’an’ın nazmındaki belâgati, İşârâtü’l-İ’câz adındaki Arapça bir tefsirde, kırk sayfada yazmıştım. İhtiyacın varsa şu üç kitaba müracaat edebilirsin.
On Dördüncü Reşha
Mucizeler kaynağı ve en büyük mucize olan Kur’an-ı Hakîm, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliği ile Cenâb-ı Hakk’ın birliğini ve tekliğini o derece kesin ispat ediyor ki, başka delile ihtiyaç bırakmıyor. Biz de onun tarifine ve tenkit konusu yapılmış bir iki parlak mucizelik yönüne işaret edeceğiz.
İşte, Rabbimizi bize tarif eden Kur’an-ı Hakîm,
• Şu büyük kâinat kitabının ezelî bir tercümesi...
• Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin şu yeryüzü ve gök sayfalarında saklı
hazinelerinin kâşifi...
• Hadiselerin görünen yüzü altında gizli hakikatlerin anahtarı… • Şu görünen âlemin perdesi arkasındaki gayb âleminden gelen
Rahmanî lütufların ve ezelî hitabın hazinesi...
• İslam âleminin manevî güneşi, temeli, dayanağı, ahiret
âlemlerinin haritası…
• Cenâb-ı Hakk’ın Zât’ının, sıfatlarının ve icraatının şerh edicisi,
açık bir tefsiri, konuşan bir delili, parlak bir tercümanı…
• Şu insanlık âleminin terbiyecisi, hakiki hikmet kaynağı, rehberi
ve hidayet vesilesi…
• Hem bir hikmet ve şeriat kitabı…
• Hem bir dua ve kulluk kitabı…
• Hem bir emir ve davet kitabı…
• Hem de bir zikir ve marifet (Allah’ı tanıma) kitabıdır.
İşte Kur’an, bunun gibi, bütün manevî ihtiyaçlara hitap eden bir kitap, çeşitli yol ve meşreplerden evliya ve sıddıkların, asfiya ve muhakkiklerin her birinin meşrebine lâyık birer risale ortaya koyan mukaddes bir kütüphanedir.
Kur’an’ın kusur zannedilen tekrarlarındaki mucizelik parıltısına bak: