bomba olup patlasa o kadar hayret uyandırmaz. Bak, onun dilinde إِذَا اَلْقَارِعَةُإِذَا السَّمٓاءُ انْفَطَرَتْالشَّمْسُ كُوِّرَتْ gibi sûreleri işit…
Hem öyle bir istikbalden doğru haberler veriyor ki, şu dünyanın geleceği ona nispeten bir damla serap hükmündedir. Ve öyle bir saadeti müjdeliyor ki, dünyanın bütün saadetleri ona kıyasla ebedî bir güneşin yanındaki bir anlık parıltı gibidir.
On Birinci Reşha
Böyle hayret uyandırıcı ve muamma dolu olan şu kâinatın görünen perdesi altında, elbette ve elbette öyle harikulâdelikler bizi bekliyor. Onları haber verecek, böyle harika ve fevkalâde, mucizeler gösteren bir zât lâzımdır. Hem bu zâtın halinden, sözlerinden anlaşılıyor ki, o görmüş, görüyor ve gördüğünü söylüyor. Bizi nimetleriyle donatan şu “Göklerin ve Yerin İlahı” bizden ne istiyor, O’nun rızası nasıl elde edilir; pek sağlam bir şekilde ders veriyor.
Bunlar gibi daha pek çok merak uyandıran, lüzumlu hakikati ders veren bu zât karşısında her şeyi bırakıp ona koşmak, onu dinlemek gerekirken, çoğu insana ne olmuş ki, sağır, kör ve divane hale gelmişler; hakkı görmüyor, bu hakikati işitmiyor, anlamıyorlar…
On İkinci Reşha
Şu varlıkların tek bir Yaratıcının eseri olması, nasıl şüphe götürmez bir hakikatse, işte şu zât da o derecede hak ve doğru sözlü bir delil, aynı şekilde haşrin ve ebedî saadetin kesin, parlak bir şahididir. Hatta doğru yolu göstermesiyle ebedî saadetin meydana gelme sebebi ve ona ulaşma vesilesi olduğu gibi, duası ve niyazıyla da o saadetin varlık sebebi ve yaratılış vesilesidir.
Haşir meselesinde geçen şu sırrı, makam münasebetiyle burada tekrar ediyoruz.
• İşte bak, o zât, dairesi öyle geniş ve büyük bir namazda dua ediyor ki, âdeta bu yarımada, hatta bütün yeryüzü onun namazına uyar,
Dipnotlar
- “Güneş dürülüp ışığı söndüğü zaman.” (Tekvir sûresi, 81/1).
- “Gök yarıldığı zaman.” (İnfitâr sûresi, 82/1).
- “…kapıları döven ve dehşetiyle kalblere çarpan o kıyamet felaketi…” (Kâria sûresi, 101/1).