İçeriğe geç

bunları kendi kendine söylemiyor, bunlar ona söyletiliyor. Evet, kâinatın Hâlık’ı tarafından söyletiliyor. O, Üstad-ı Ezelî’sinden ders alır, sonra ders verir. Çünkü daha önceki işaretlerde kısmen anlatılan binlerce peygamberlik deliliyle kâinatın Hâlık’ı, bütün mucizeleri onun elinde yaratarak göstermiştir ki:

Allah Resûlü, O’nun hesabına konuşuyor, O’nun kelâmını tebliğ ediyor. Kendisine gelen Kur’an ise içinde-dışında kırk mucizelik yönüyle gösterir ki, o, Cenâb-ı Hakk’ın tercümanıdır.

Hem zâtında bütün ihlâsıyla, takvasıyla, ciddiyetiyle, güvenilir oluşuyla ve diğer bütün hal ve tavırlarıyla gösterir ki, o kendi adına, kendi fikriyle değil, Hâlık’ı adına konuşuyor.

Hem Allah Resûlü’nü dinleyen hakikat ehli bütün zâtlar, keşif ve tahkikle tasdik etmiş ve ilmelyakîn iman etmişler ki, o kendi kendine konuşmuyor; kâinatın Hâlık’ı onu konuşturuyor, onunla ders veriyor, ona ders verdiriyor. Öyleyse Allah Resûlü’nün doğruluğu ve hakkaniyeti, bu çok kuvvetli dört esasın ittifakına dayanır.

Beşinci Esas: Hem o ezelî kelâmın tercümanı; ruhları görüyor, meleklerle sohbet ediyor, cinlere ve insanlara da doğru yolu gösteriyor. Değil insanlar ve cinler âleminin, belki ruhlar ve melekler âleminin üstünde ders alıyor, ötesiyle münasebeti var, oraları biliyor. Daha önce bildirdiğimiz mucizeleri ve tevatürle kesin olan hayatı, bu hakikati ispat etmiştir. Öyleyse kâhinlerin ve gaipten haber veren başkalarının haberleri gibi onun haberlerine değil cinler, ruhlar, melekler, belki Cibril’den başka Allah’a en yakın melekler bile karışamıyor. Hatta çoğu vakit, arkadaşı olan Hazreti Cebrail’i dahi bazı hallerde geri bırakıyor.

Altıncı Esas: Hem meleklerin, cinlerin ve insanlığın efendisi olan o zât, şu kâinat ağacının en nurlu ve mükemmel meyvesi.. Allah’ın rahmetinin timsali ve muhabbetinin misali.. Hakk’ın en nurlu delili.. hakikatin en parlak kandili.. kâinat tılsımının anahtarı.. yaratılış muammasının keşfedicisi.. âlemin hikmetinin şerh edicisi.. ilahî saltanatın

254