sene değil, belki bin üç yüz senedir bütün insanlara ve cinlere böyle meydan okumuş ve okuyor. Halbuki o zaman, o kâfirler canlarını, mallarını ve çoluk çocuklarını tehlikeye atıp en dehşetli yol olan savaşmayı seçerek en kolay ve en kısa yol olan sözle mücadeleden vazgeçtiler. Demek o yolda gitmek mümkün değildi...
İşte hiçbir akıl sahibi, bilhassa o zaman Arap yarımadasındaki insanlar, hele Kureyşliler gibi zeki adamlar, bir edipleri bir tek sûresinin benzerini getirdiği takdirde Kur’an’ın hücumundan kurtulmalarını sağlayacakken, kısa ve kolay yolu terk edip canlarını, mallarını, çoluk çocuklarını tehlikeye atarak en zor yolda giderler miydi?
Kısacası: Meşhur Câhız’ın dediği gibi, “Sözle mücadele mümkün değildi, kılıçla savaşmaya mecbur kaldılar.”
Soru: Bazı muhakkik âlimler demiş ki: “Kur’an’ın bir sûresine değil, bir tek ayetine, hatta bir tek cümlesine, bir tek kelimesine bile sözle karşılık verilemez ve verilmemiştir.” Bu sözler mübalâğa gibi görünüyor ve akıl bunu kabul etmiyor. Çünkü beşerin sözlerinde Kur’an ayetlerine benzeyen çok cümle var. Bu sözün hikmeti, sırrı nedir?
Cevap: Kur’an’ın mucizeliği hususunda iki mezhep var:
Çoğunluğun kabul ve tercih ettiği mezhebe göre, Kur’an’daki belâgat incelikleri ve mânâ meziyetleri, insan kudretinin üstündedir.
İkinci derecede tercih edilen mezhebe göre ise Kur’an’ın bir sûresine sözle karşılık vermeye insanın gücü yeter, fakat Cenâb-ı Hak, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) bir mucizesi olarak bunu yasaklamıştır. Nasıl ki bir adam ayağa kalkabilir, fakat mucize eseri olarak bir peygamber dese ki, “Kalkamayacaksın” ve o da kalkamazsa bu, mucize olur. İşte şu ikinci mezhebe “Sarfe Mezhebi” denir. Yani, Cenâb-ı Hak cinleri ve insanları, Kur’an’ın bir sûresine bile karşılık vermekten men etmiştir. Eğer men etmeseydi, cinler ve insanlar bir sûresine karşılık verirdi. Bu mezhebe göre, “Kur’an’ın bir kelimesine karşı dahi sözle mücadele edilemez” diyen âlimlerin sözleri hakikattir. Çünkü madem Cenâb-ı Hak, Kur’an’ın mucizeliğinin gereği olarak onları men etmiş, Kur’an’a karşılık vermek için ağızlarını açamazlar. Ağızlarını açsalar da Allah’ın izni olmazsa ağızlarından o kelimeyi çıkaramazlar.
Dipnotlar
- Bkz. es-Suyûtî, el-İtkân 2/313-314; Hüseyin Cisrî, Risâle-i Hamîdiye (Türkçe tercüme) s. 42.