gittikleri vakit, Kureyş’in ileri gelenleri, mühim bir mal karşılığında Sürâka isminde gayet cesur bir adamı onları takip edip öldürmesi için gönderdiler. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam), Ebûbekri’s-Sıddık ile beraber mağaradan çıkıp giderken Sürâka’nın geldiğini gördü. Ebûbekri’s- Sıddık telâş etti. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) mağarada dediği gibi,لَا تَحْزَنْ إِنَّ اللّٰهَ مَعَنَا buyurdu. Sürâka’ya bir baktı, Sürâka’nın atının ayakları yere saplandı, kaldı. Kurtuldu, tekrar takip etti. Yine atının ayakları saplandı, yerden duman gibi bir şey çıkıyordu. O vakit anladı ki, Allah Resûlü’ne ilişmek ne onun ne de başka bir kimsenin elinden gelir. “El-aman!” dedi. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) onu bağışladı. Fakat buyurdu ki: “Git, öyle yap ki başkası gelmesin.”
Bu hadise münasebetiyle şunu da söyleyelim: Sahih bir surette naklediliyor ki, bir çoban Allah Resûlü ile Hazreti Ebûbekir’i gördükten sonra Kureyş’e haber vermek için Mekke’ye gitmiş. Şehre girdiği vakit niçin geldiğini unutmuş. Ne kadar hatırlamaya çalıştıysa da hatırlayamamış. Dönmeye mecbur olmuş. Sonra bunun, kendisine unutturulduğunu anlamış.
Üçüncü Hadise: Gatafan ve Enmar Savaşı’nda, çeşitli rivayetlerle hadis imamları aktarıyor: Gavres isminde cesur bir kabile reisi, kimse görmeden tam Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) başının üzerine gelerek yalın kılıç elinde, Hazreti Peygamber’e (aleyhissalâtü vesselam) “Kim seni benden kurtaracak?” demiş. Resûl-u Ekrem, “Allah!” buyurmuş. Sonra şöyle dua etmiş:اَللّٰهُمَّ اكْفِنِيهِ بِمَا شِئْتَ Birden Gavres iki omzunun ortasına gaipten bir darbe yemiş, kılıcı elinden düşmüş, yere yuvarlanmış. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) kılıcı eline almış, “Şimdi seni kim kurtaracak?” demiş, sonra onu affetmiş. Adam kabilesine dönmüş. O pek cüretkâr, cesur adama herkes hayretle bakmış. “Ne oldu sana? Niçin bir şey yapamadın?” demişler. O da demiş ki: “Hadise böyle oldu. Ben şimdi insanların en iyisinin yanından geliyorum.”
Dipnotlar
- “Hiç tasalanma! Şüphesiz Allah bizimle beraberdir.” (Tevbe sûresi, 9/40).
- Buhârî, menâkıb 25, fezâilü ashâb 2, menâkıbü’l-ensâr 45; Müslim, zühd 75.
- Kadı Iyâz, eş-Şifâ 1/351; Aliyyülkârî, Şerhu’ş-Şifâ 1/715.
- Allahım! (Bu kâfire karşı) Dilediğin bir şekilde bana destek ol, yardım et.
- Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 3/364; 390; İbni Hibbân, es-Sahîh 7/138; Ebû Ya’lâ, el-Müsned 3/313. Ayrıca bkz. Buhârî, cihâd 84, 87, meğâzî 31, 32; Müslim, müsâfirîn 311, fezâil 13.