en heybetli, görünüşüyle en güzel bir surete girmiş.
• Dördüncüsü: Huneyn Savaşı’nda Âiz İbni Amr’ın yüzü yaralanmış. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) eliyle yüzündeki kanı silmiş. Allah Resûlü’nün (aleyhissalâtü vesselam) elinin temas ettiği yer parlak bir nuraniyet kazanmış ki, hadis âlimleri onu كَغُرَّةِ الْفَرَسِ yani “doru atın alnındaki beyaz gibi” parlıyordu, şeklinde tarif etmişler.
• Beşincisi: Allah Resûlü (aleyhissalâtü vesselam), Katâde İbni Milhân’ın yüzüne elini sürmüş, dua etmiş. Katâde’nin yüzü ayna gibi parlamaya başlamış.
• Altıncısı: Müminlerin annesi Ümmü Seleme’nin kızı ve Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) üvey kızı Zeyneb’in yüzüne küçükken Allah Resûlü (aleyhissalâtü vesselam) abdest suyu atıp iltifatta bulunmuş. O suyun temasından sonra Zeyneb’in güzelliği ve cemâli hayret verici bir suret almış, eşsiz bir güzelliğe sahip olmuş.
İşte bunlar gibi daha çok misal var, çoğunu hadis âlimleri nakletmiştir. Bu misallerin her birini tek bir rivayetle gelen zayıf birer haber farz etsek dahi, yine de bütünü manevî tevatür hükmünde, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) mutlak bir mucizesini gösterir. Çünkü bir hadise ayrı ayrı pek çok şekilde nakledilirse asıl hadisenin gerçekleşmiş olduğu kesinleşir. Rivayetlerin her biri zayıf bile olsa yine de asıl hadiseyi ispat eder.
Mesela bir gürültü işitilse… Bazıları dese ki, “Filan ev yıkıldı.” Bir diğeri, “Başka ev yıkıldı.” dese, daha başkası farklı bir evi söylese ve bunun gibi... Her bir haber, bir kişi kanalıyla gelmiş de olabilir, zayıf da, gerçeğe aykırı da bulunabilir. Fakat asıl hadise, bir evin yıkılmasıdır; bu kesindir, bütün haber verenler bunda ittifak eder. Halbuki bahsettiğimiz şu altı örnek hem sahihtir hem de bazıları şöhret derecesine çıkmıştır. Bunların her birini zayıf kabul etsek bile, temsilde bir evin mutlaka yıkılması gibi, örneklerin tamamı Resûl-u Ekrem’in
Dipnotlar
- İbni Abdilberr, el-İstîâb 2/833-834; el-Mizzî, Tehzîbü’l-Kemâl 7/121; İbni Hacer, el-İsâbe 5/36.
- et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 18/20; el-Hâkim, el-Müstedrek 3/677; er-Rûyânî, el-Müsned 2/33.
- Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 5/27, 81; el-Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve 6/217; İbni Hacer, el-İsâbe 5/416.
- et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 24/282; İbni Abdilberr, el-İstîâb 4/1854; İbni Hacer, el-İsâbe 7/675.