• Dördüncüsü: İmam Ahmed İbni Hanbel haber veriyor: Bir kuyudan bir kova su çıkardılar. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) içine ağzının suyunu akıtıp kuyuya boşalttıktan sonra kuyu misk gibi kokmaya başladı.
• Beşincisi: Manevî kuvvete sahip evliyadan, İmam Müslim’in ve Mağrip âlimlerinin güvenilir, makbul saydığı Hammad İbni Seleme aktarıyor: Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) deriden bir kaba su doldurup ağzına üflemiş, dua etmiş. Sonra onu bağlayıp bir kısım sahabeye vermiş. “Ağzını yalnız abdest alacağınız vakit açınız.” demiş. Gitmişler, abdest alacakları vakit ağzını açmışlar. Görmüşler ki, hâlis bir süt, ağzında da kaymak yağ...
İşte bu beş misali, bazıları meşhur bazıları da mühim imamlar naklediyor. Bunlar ve burada nakledilmeyenlerle tamamı, manevî tevatür gibi, mutlak bir mucizenin gerçekleştiğini gösteriyor.
Sekizinci Misal: Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) duası ve mübarek elinin temasıyla, sütsüz ve kısır keçilerin fazla süt vermesinin misali çoktur. Biz yalnız meşhur ve kesin iki-üç tanesini bildireceğiz.
• Birincisi: Bütün muteber siyer kitapları naklediyor: Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) Ebûbekri’s-Sıddık ile beraber hicret ederken, Ümmü Mâbed diye bilinen Âtike Binti Hâlid el-Huzâiyye’nin evine gelmişler. Orada gayet zayıf, sütsüz, kısır bir keçi varmış. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) Ümmü Mâbed’e, “Bunda süt yok mu?” buyurmuş. Ümmü Mâbed demiş ki: “Bunun vücudunda kan yok, nereden süt verecek?” Allah Resûlü (aleyhissalâtü vesselam) gidip keçinin beline elini sürmüş, memesini de mesh etmiş, dua buyurmuş. Sonra demiş ki: “Kap getiriniz, sağınız.” Sağmışlar. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) ve Ebûbekri’s-Sıddık içtikten sonra o ev halkı da doyuncaya kadar içmişler. O keçi kuvvetlenmiş, öyle de mübarek kalmış.
• İkincisi: İbni Mes’ud’un keçisinin meşhur kıssasıdır. İbni Mes’ud, Müslüman olmadan önce çobandı. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü
Dipnotlar
- Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 4/315; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 22/51.
- Kadı Iyâz, Şifâ, 1/334; Aliyyü’l-Kârî, Şerhu’ş-Şifâ 1/673; el-Hafâcî, Nesîmü’r-Riyâd 4/140.
- et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 4/48-49; el-Hâkim, el-Müstedrek 3/10; el-Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve 1/278.