İçeriğe geç

mucizelerinin her bir misalini tâbiînden binlerce muhakkik zât pek çok yolla pek çok sahabinin ellerinden almış, sağlam olarak ikinci asır müçtehitlerinin ellerine vermiş. Onlar da tam bir ciddiyetle ve hürmetle el uzatıp, kabul edip kendilerinden sonraki asrın muhakkiklerinin ellerine aktarmışlar. Her rivayet, binlerce kuvvetli elden geçip tâ asrımıza kadar gelmiş. Hem saadet asrında yazılan hadisler sağlam olarak aktarılıp tâ Buhârî ve Müslim gibi hadis ilminin dâhi imamlarının eline ulaşmış. Onlar da, son derece dikkatli bir araştırma ile mertebelerini ayırarak sahihliğinde şüphe olmayanları bir araya getirip bize ders vermiş, takdim etmişler. جَزَاهُمُ اللّٰهُ خَيْرًا كَثِيرًا

İşte Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) mübarek parmaklarından su akması ve o suyu pek çok kişiye içirmesi, yanlışlığına ihtimal verilmeyecek şekilde, farklı rivayetlerle nakledilmiştir. Öyle bir cemaat nakletmiş ki, yalanda birleşmeleri imkânsızdır. Şu mucize kesindir. Hem üç defa, üç büyük topluluğun önünde tekrarlanmıştır. Başta Buhârî, Müslim, İmam Mâlik, İmam Amr İbni Şuayb ve İmam Katâde gibi, sahih hadisleri aktaran pek çok âlim, sahabeden, başta Resûl-u Ekrem’in hizmetkârı Hazreti Enes, Hazreti Câbir ve Hazreti İbni Mes’ud gibi meşhurların bulunduğu bir cemaatten, Allah Resûlü’nün parmaklarından suyun çokça aktığını ve orduya içirdiğini, kesin ve sahih nakille bildirmiştir. Suyla alâkalı bu çeşit mucizelerin pek çok misalinden dokuzunu göstereceğiz.

Birinci Misal: Başta Buhârî ve Müslim olmak üzere, sahih hadis kitapları Hazreti Enes’ten –sahih nakille– haber veriyor:

Hazreti Enes diyor ki: Zevrâ denilen yerde üç yüz kadar kişi, Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) ile beraberdik. İkindi namazı için abdest alınmasını buyurdu. Su bulunamadı. Yalnız bir miktar su istedi, getirdik. Mübarek ellerini içine batırdı. Gördüm ki, parmaklarından çeşme gibi su akıyor. Sonra yanındaki üç yüz kişinin hepsi geldi, abdest alıp o sudan içtiler.

İşte Hazreti Enes, şu hadiseyi üç yüz kişiyi temsil ederek haber veriyor. Mümkün müdür ki, o üç yüz kişi şu habere mânen katılmasın

160