mucizelerinin, beş yüz bin hadisi hafızasına alan Hazreti Buhârî başta olmak üzere, altı sahih hadis kitabında nakledilmesi, onların gözle görülmüş kadar kesin olduğunu gösterir. Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) kutsî medresesi Suffe’nin meşhur, sadık, hafız bir talebesi olan Ebû Hureyre’nin, bütün Suffe ashabını mânen şahit tutarak, âdeta hepsini temsil edip verdiği şu haberi tevatür derecesinde kesin kabul etmeyenin ya kalbi bozuktur ya da aklı yoktur!
Acaba Hazreti Ebû Hureyre gibi doğru sözlü, bütün hayatını hadis ilmine ve dine vakfeden, وَمَنْ كَذَبَ عَلَيَّ مُتَعَمِّدًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ hadisini işitip nakleden bir zât, hiç mümkün müdür ki, hafızasındaki hadislerin kıymetini, sağlamlığını ve güvenilirliğini şüpheye düşürüp Suffe ashabının yalanlamasına hedef kılacak gerçek dışı bir söz ve asılsız bir vaka söylesin? Hâşâ!
Ya Rab! Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) şu bereketi hürmetine, bize lütfettiğin maddî ve manevî rızkımıza bereket ihsan eyle!
Mühim Bir Nükte
Mâlumdur ki, zayıf şeyler bir araya geldikçe kuvvetlenir. İncecik ipler topak yapılsa kuvvetli bir halat olur. Kuvvetli halatlar topak haline getirilse kimse koparamaz. İşte, Resûl-u Ekrem’in on beş çeşit mucizesinden yalnız berekete ait olanları ve onların da on beş kısmından ancak birini, on beş misalle gösterdik. Her bir misal tek başına Resûl-u Ekrem’in peygamberliğini ispat edecek derecede kuvvetlidir. Farz-ı muhal, bunların bir kısmını kuvvetsiz saysak da yine kuvvetsiz diyemeyiz. Çünkü kuvvetli ile ittifak eden, kuvvet kazanır.
Hem şu on beş misal bir arada, kesin, şüphesiz manevî bir tevatürle, kuvvetli ve büyük bir mucizeyi gösterir. Şimdi, şunların bütünündeki büyük mucize, bereket mucizelerinin zikretmediğimiz geri kalan on dört kısmına ilave edilse, kuvvetli halatları topak yapmak gibi, içinde inkâr edilmesi mümkün olmayan çok büyük bir mucize görünür.
Sonra o büyük mucizeyi, diğer on dört çeşit mucizenin tamamına
Dipnotlar
- en-Nevevî, Tehzîbü’l-Esmâ 1/86; ez-Zehebî, Tezkiratü’l-Huffâz 2/556; es-Suyûtî, et-Tedrîbü’r-Râvî 1/99.
- “Kim kasten benim üzerime yalan uydurursa cehennemdeki yerini hazırlasın.” (Bkz. Buhârî, ilim 38; Müslim, mukaddime 2-4).