Sadaka kelimesinin hadis-i şeriflerdeki kullanımına bakılacak olursa, yine çok geniş bir anlam yelpazesiyle karşılaşılacaktır. Mesela nisap miktarlarının anlatıldığı hadislerin bir çoğunda sadaka tabiri zekât mânâsında kullanılırken, daha başka hadislerde ise, iyilik etme, yardımda bulunma anlamlarında kullanılmış, hatta Allah rızası için yapılan her şeyi kapsayacak şekilde mânâ çerçevesi geniş tutulmuştur.
Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) şu hadislerinde bu mânâlar açıkça görülmektedir. Peygamber Efendimiz buyurur ki;
“Her Müslümanın sadaka vermesi gerekir.”
Sahabe-i güzin sorar: “Ey Allah’ın Peygamberi, buna imkân bulamayan ne yapmalı?”
Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem): يَعْمَلُ بِيَدِهِ فَيَنْفَعُ نَفْسَهُ وَيَتَصَدَّقُ“Kendi el emeğiyle çalışır, hem kendisine faydası olur hem de tasadduk eder.” diye cevap verir.
– Buna da imkânı yoksa yâ Resulallah?
“Zorda kalmış ihtiyaç sahibine yardım eder.”
– Buna da gücü yetmezse?
“İyilik yapar ve kötülük yapmaktan kendini korur. Şüphesiz bu da onun için bir sadakadır.”100
Görüldüğü üzere Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) sadakanın taban itibarıyla genişliğine dikkat çekmiştir.
Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hazreti Ebû Zerr’e (radıyallâhu anh) olan tavsiyesi de bu minvaldedir. Zira Hazreti Ebû Zer, “Ya Resûlallah! Şayet bir işe gücüm yetmez duruma gelirsem (hayırlı iş olarak) ne yapayım?” diye sorduğunda, aldığı cevap şu olmuştur:
“İnsanlara kötülük yapmaktan uzak durursun. Çünkü bu da, senin, nefsine karşı sadakandır.”101
Görüldüğü gibi Kur’ân-ı Kerim ve hadislerde kullanılan sadaka tabiri, mânâsı itibarıyla çok şümullü, âdeta hayatın tamamını içine alacak genişliktedir.