Meseleyi daha iyi anlamak için Asr-ı Saadet’ten birkaç örnek verelim. Asr-ı Saadet’te harp için ordular hazırlanırken, bir yandan da seferber olmaya dair umumi âyetler okunurdu. Zannederim, Ebû Talha ve Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretlerinin umumi seferberlik mevzuundaki tehâlük ve heyecanı herkesin malumudur. Bu iki sahabî de çok yaşlıydı. Hele torun sahibi olan ve o güne kadar Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) uğrunda harb meydanlarından geri kalmayan Ebû Talha (radıyallâhu anh), atın üzerinde duramayacak derecede ihtiyarlamıştı. (O’nun Büreyhâ’da bir bahçesi vardı ki, Efendimiz onun ağaçlarının altında yer yer oturur, onun soğuk sularından içer ve hurmalarından yerdi. Bu çok güzel bahçeyi Ebû Talha da çok severdi. لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتّٰى تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ“En çok sevdiğiniz mallarınızdan Allah yolunda harcamadıkça ‘fazilet’ mertebesine ulaşamazsınız, Allah katında iyilerden olamazsınız, yani birr u takvaya nâil olamazsınız.”52 âyet-i kerimesi nâzil olunca Ebû Talha, âyeti düşünüp aklında değerlendirmiş ve Allah Resûlü’nün huzuruna gelip çok hoşlandığı ve sevdiği bahçesini sadaka olarak vereceğini söylemişti. Efendimiz de (aleyhissalâtü vesselâm), o bahçenin kendi fakir akrabalarına verilmesini söylemişti.53 Bu arada şu hususu da belirtmekte fayda var: Herhâlde bize böyle bir bahçe lütfedilse onu ölene kadar saklar ve korurduk. O Nebiler Serveri (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir kere hanemize teşrif etse ve bir yere otursaydı o toprak parçasını keser, bir kalıp hâline getirir ve sırtımızda taşırdık. İşte bu ölçüde cömert olan ve dışıyla, içiyle olgunlaşmış babayiğitlerden babayiğit Ebû Talha, umumi seferberlik zamanında da atının üzerinde zor dursa bile, harp meydanlarından geri kalmamıştı ve kalmayacaktı da…)