Bir gün Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), belki de bir heyetle görüşmesinin uzaması üzerine yatsı namazını ciddi şekilde geciktirmişti ve insanlar da uyuklamaya başlamıştı. Nihayet Hazreti Ömer dayanamayıp, “Namaz, namaz! Kadınlar ve çocuklar uyuklamaya başladılar!” diye sesini yükseltmişti. Derken Efendimiz de yaptığı işi bitirip gelmişti. Muhtemelen Hazreti Ömer (radıyallâhu anh) bu davranışıyla uyumamaları için insanları ikaz ediyordu. Peygamberimiz gelince, onlara şöyle ferman etti: “Şu anda yeryüzünde sizin gibi bu namazı bekleyen hiçbir topluluk yoktur.”4 Tabi o gün bütün Müslümanlar Medine-i Münevvere’de olduğu için hakikaten yeryüzünde namazı bekleyen başka cemaat olamazdı. Ayrıca Medine’nin etrafında öyle bir cemaat de yoktu. Çünkü herkes yatsı namazını kılmış, yatmıştı.
Biz de bu şekilde camide başlattığımız sorulara cevap verme işini, insanların işlerinin az olduğu yatsıdan sonra yapıyoruz. Bunun için geçirilen zamanı, din ve diyanetin etrafında koparılmak istenen fırtınalardan doğan bir kısım şüphe ve tereddütleri izale etme maksadıyla olduğu müddetçe, Resûl-i Ekrem’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) hadislerine dayanarak söyleyebiliriz ki, inşâallah, Cenab-ı Hak ibadet defterimize kaydeder.
İkinci olarak, bazen sorular içinde, ilmihâllerde rahatlıkla bulunabilecek soruların olmasıdır ki, bu soruların cevaplarına herhangi bir ilmihâli okuyarak ulaşmak mümkündür. Soruyu soranın kendisi de ilmihâlden bu soruların cevaplarına bakabilir. Vâkıa ben bu soruları da küçümsemem ve hepsine cevap vermeye çalışırım. Ne var ki, herkesin rahatlıkla yapabileceği bir işi burada ifade etmek, umumun vaktini almak olacaktır. Ama yine de kimsenin hatırı kırılmasın diye bütün sorulara cevap vermek isterim. Cevapları rahat bulunabilecek soruların sorulmamasını istememden de inşâallah kimse rencide olmaz.