Bu itibarla insan, mümkün mertebe kalbî ve ruhî hayatını söndürmemeye dikkat etmeli ve batmamak için lazım gelen her şeyi yapmalıdır. Madem içimizdeki bir kısım latîfeleri bir kelime, bir dane, bir habbe, bir öpme ve bir bakma batırıyor, –Allah muhafaza buyursun– o dakika içinde ölmüş o duygu ve sönmüş o latîfelerle Rabbin huzuruna gitme durumunda ebedî hüsran kaçınılmaz olabilir. Onun için de çok dikkatli olmak gerekir. Şayet bir kimsenin hayaline bir fısk u fücûr musallat olur, gece ve gündüz onu meşgul ederse, hemen ona sırt çevirmeli ve Cenab-ı Hakk’a teveccüh etmelidir. Çünkü bu hâlde devam, insanın duygularını söndürür. İnsan, o fısk düşüncesinin kendi içinde bir kurt gibi kalbini delmek suretiyle zor kapanır bir boşluk meydana getirmesine fırsat ve imkân vermiş olur. Bu açıdan insan her zaman dikkatli olup Kitap ve Sünnet yörüngeli düzgün bir hayat yaşamalıdır.