İkinci olarak; ben, “Hazreti Ali (radıyallâhu anh), hulefa-i erbaanın en efdali idi fakat halifelik ondan gasp edildi.” sözünün de doğru olmadığını ifade edeceğim. Çünkü bunun böyle olmadığını az çok İslâm tarihi okuyanlar bilirler. Vâkıa, Benî Sa’d Sakifesi’nde, yani Ensar ve Muhacirîn’in toplanıp Hazreti Ebû Bekir’e (radıyallâhu anh) biat ettiği yerde Hazreti Ali yoktu. Hazreti Ali o anda cibilli karabeti noktasından Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) teçhiz ve tekfiniyle meşgul idi. Onun yanında Hazreti Fadl (radıyallâhu anh), Hazreti Abbas (radıyallâhu anh), Kusem İbn Abbas (radıyallâhu anh) ve Zeyd İbn Hârise (radıyallâhu anh) gibi kimseler vardı ki, onlar da Sakife hâdisesinde bulunamamışlardı.45 Bu nokta-i nazar değerlendirilmek suretiyle “Hazreti Ali’nin hakkı yendi” meselesine gidilemez. Zira Hazreti Ali, Seyyidetina Hazreti Fatıma’nın (radıyallâhu anhâ) vefatını müteakip altı ay sonra mescitten içeriye girmiş, Hazreti Ebû Bekir’in (radıyallâhu anh) önüne oturup elini tutmuş ve herkesin görebileceği şekilde Hazreti Ebû Bekir’e biat etmişti. Ne Sünnîsi ne de Şiîsi bunun aksini iddia edemez.