İçeriğe geç

Bir ahiret inancı, binlerce güzelliğin tecellî edeceği ahiret yurdu ve bunların verâsında da Cemal-i Bâki’yi görme iştiyak ve arzusuydu ki, onlara bu sözleri söyletiyor ve içlerinde bu arzuyu uyandırıyordu.

Irzını, namusunu gaddar zalimin elinden kurtaramamış, intikam hırsıyla yanan, kavrulan mazluma gelince… O, ancak, zalimin yakasını Allah’ın eline vereceği günü ve burada çektiklerine mukabil ahiret yurdunda kendisine bahşedilecek mükâfatları düşünmekle müteselli olur.

Zira mazlum kat’iyen bilir ki, burada yapılan zulümler zalimin yanında kalmayacaktır… Bir mahkeme-i kübrâ açılarak inceden inceye her şey hesaba çekilecek; zalim cezasını, mazlum ise mükâfatını görecektir.

وَكَذٰلِكَ أَخْذُ رَبِّكَ إِذَۤا أَخَذَ الْقُرٰى وَهِيَ ظَالِمَةٌۘ إِنَّ أَخْذَهُۤ أَل۪يمٌ شَد۪يدٌ

“İşte Rabbin, zulmeden şehirleri yakaladığı zaman böyle yakalar. Çünkü O’nun yakalaması, çok acı ve çok çetindir.”10

Yani Allah, zalim bir kasabayı bir kere yakaladı mı, yaman ve yavuz yakalar. Artık onu iflâh etmez. Evet, mazlum kendini elinden kurtaramadığı zalim ve mütegallibten intikamını ancak bu şekilde alır ve müteselli olur.

Musibetzede… Semavî veya arzî musibetlere maruz kalmış, bağını bahçesini dolu vurmuş, sel götürmüş, binası zelzelede başına yıkılmış, kurduğu umran harap olmuş, aile ve yuvası ile derbeder olmuş ve bunlara benzer bütün musibetzedeler de ancak öldükten sonra dirilmeyi düşünmekle teselli bulurlar.

Zira bu inanca göre musibetlerde giden mal sadaka olur, can ise onu şehitlik mertebesine erdirir. İşte bu düşünce ile orada rahat ve huzura kavuşur.

14