İçeriğe geç
10. Bölüm

Bütün Varlık Arasında Bir Tenasüp Var Bu Da Ahireti İspatlar

Dış eşya ile insan arasında çok ciddî bir alâka görüyoruz. Bu alâka her ikisini yaratan Hâlık’ın birlik ve vahdetine delâlet eder. Dışta görülecek, duyulacak, tadılacak şeyleri yaratan kim ise, insana görme, duyma ve tat alma duygularını ihsan eden de yine O’dur.

Şefkat edilecekleri var edenle, insana şefkat duygusu veren aynı Zât’tır. Bazı hâdiseler irade ile halledilir. Bu hâdiseleri vaz’eden de insanda iradeyi vaz’ eden de aynı Zât olmalıdır. Saymakla bitmez nimetleri verenle, kendisine bu nimetleri tatma duygusu veren, var eden bir Vacibü’l-Vücud vardır. İnsan vücuduna gözü yerleştiren kim ise, semanın gözüne güneşi gözbebeği gibi yerleştiren de O’dur. Zira güneş ile insanın gözü arasında ciddî bir münasebet ve tenasüp vardır.

Elma, insan vücudu için faydalı vitaminleri taşıyor. Sert ve selülozlu kabuğu dahi faydadan hâli değildir. Çünkü yendiği zaman bağırsaklarda onu eritecek enzim olmadığından bağırsak tembellikten kurtulur ki, bu da vücut için faydalı bir husustur.

Elma, vitaminleriyle faydalıdır. Ancak insan onun vitamininden istifade ederken, ağız ondan tat almasa ve tiksinti duysa acaba o vitaminleri almaya yeltenmek kabil olur mu? Ancak çok zarurî hâllerde ve zaruret miktarı kadar, aynen bir ilaç gibi alınır ve insanın içinde daima bir isteksizlik doğurur. Fakat düşünelim ki, evvelâ bizim vücudumuz ondaki vitaminlere muhtaç olarak yaratılmış. Ayrıca o vitaminleri alırken ağzımıza da bahşiş veriliyor ve biz bir elmayı yerken, vücudumuza faydasından ziyade ağzımızda hâsıl ettiği tadından ve lezzetinden dolayı yiyoruz. Bütün meyveleri elmaya kıyas ederken bu usûlün hayatın her sahasında tatbik edildiğini de hatırlatmış olalım.

51