Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) de sahabenin Kur’ân okuyuşlarını takdirle karşılar ve onlardan Kur’ân öğrenilmesini tavsiye ederlerdi. İbn Mesud (radıyallâhu anh) da bu sahabilerden biriydi. Allah Resûlü, bir defasında ondan bizzat Kur’ân dinlemeyi arzu buyurmuş ve ona “Bana Kur’ân oku!” demişti… İbn Mesud hayret ve heyecanla: “Yâ Resûlallah, Kur’ân size iniyor, ben sizin huzurunuzda nasıl Kur’ân okurum?” demiş; ancak Efendimiz, “Ben, başkasından Kur’ân dinlemeyi severim.” buyurarak talebini tekrar etmişti. Bunun üzerine de İbn Mesud (radıyallâhu anh), O’nun huzurunda Nisâ sûresini okumaya başladı ki, vak’anın gerisini isterseniz kendinden dinleyelim: “Her ümmetten bir şahit, seni de bunlara şahit getirdiğimiz zaman (hâlleri) nice olur!”29 mealindeki âyete gelince, Allah Resûlü, “Yeter, yeter!” dedi. Ben okumayı bıraktım. Baktım ki Allah Resûlü’nün gözleri dopdolu ve gözyaşları çağlıyor…30
Evet, Allah Resûlü, Kur’ân okunurken hep haşyetle ürperirdi. Onun için de dayanamamış ve İbn Mesud’a “Yeter, yeter!” demişti. Kim bilir belki de o anda kalbi tahammül edemez bir hâle gelmişti. Zira Allah’tan en çok korkan O idi. Kur’ân’ın mânâsını en iyi bilen de yine O’ydu. Eğer O’nun tahammül gücü de sıradan bir insanın seviyesinde olsaydı, bu korku ve haşyetle O, buna tahammül edemez ve Hakk’a yürürdü. Ama Allah (celle celâluhu) O’na ayrı bir güç ve ayrı bir kuvvet vermişti. Onun için de onca duyarlılığına rağmen Kur’ân okumaya, dinlemeye tahammül edebiliyor ve durmadan sürekli onunla meşgul oluyordu.
Dipnotlar
- 29 Nisâ sûresi, 4/41.
- 30 Buhârî, fezâilü’l-Kur’ân 33, 35; Müslim, salâtü’l-müsâfirîn 247-248.