Nedir o Kur’ân’dan mahrum olmakla yıkılışa yüz tutmuş kimse/kimseler? O, bazen bir insandır, bazen bir ailedir, bazen bir cemiyettir, bazen de bir devlettir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) sözü mutlak mânâda söylemiştir. Evet, eğer insanların şahsî hayatında Kur’ân’ın vaadettiği ruh, mânâ ve ledünniyât yok ve ferdin hayatı Kur’ân ölçülerine göre ayarlanmamışsa, o hayat Kur’ân’a uygun yaşanmıyorsa ve neticede yuvada Kur’ân ruhu hâkim değilse herkes ve her şey harap bir ev gibidir. Öyle insanlar, öyle aileler, öyle toplumlar ve öyle idareler, bir gün mutlaka şeytanın ve şeytanlaşmış insanların çelme ve oyunlarıyla yıkılıp giderler. Hele öyle yığınlar rezil ve zelil yaşamaktan, başkalarına el açıp dilencilik yapmaktan hiçbir zaman kurtulamazlar.
Siz, Allah Resûlü’nün bu sözüne tutunun ve dört asırdan beri hırpaniliğe yüz tutmuş bir milyarı aşan İslâm âleminin perişanlığını, tutarsızlığını, değersiz hâle gelişini, bu mülâhazaların ışığı altında görmeye ve tahlil etmeye çalışın. Bu vesile ile Kur’ân’a yönelmenin önemini bir kez daha hatırlamaya çalışın. Evet, bu kâinat, Kur’ân ruhuyla kâim ve onun hatırına ayakta…
Kur’ân, kâinatın hem ruhu hem de hayatıdır. O bütün bütün kâinatı terk ettiğinde her hâlde kâinat da yıkılıp gidecektir. İşte bu hususa işaretle Allah Resûlü, “Kur’ân, Allah’a göklerden, yerden ve bunların içindekilerden daha sevgilidir.”10 buyurmaktadır. O sevgili Kur’ân hatırınadır ki, gökler ve yer ayakta durmaktadır. Kur’ân olmadığı zaman onlar da olmayacaktır. “Beyin Mimarı” zatın teşbihi ile Kur’ân, dünyanın beynidir. Ondan mahrum kaldığında dünya divane olup başını bir gezegene çarpacak ve kıyameti koparacaktır.11
Dipnotlar
- 10 Dârimî, fezâilü’l-Kur’ân 6; ed-Deylemî, el-Müsned 3/230.
- 11 Bediüzzaman, Sözler s.117 (Onuncu Söz, Zeylin ikinci parçası), Lem’alar s.417 (Otuzuncu Lem’a).