İçeriğe geç

Allah Resûlü, Kur’ân okuyan mü’mini, turunca benzetiyor. Bu, iman ve amel bütünlüğünü, tatma ve tattırma, duyma ve başkalarına da duyurma gibi pek çok mülâhazaları içine alacak bir benzetmedir. Zaten, Kur’ân’dan uzak kalan kimse, bilerek veya bilmeyerek Allah’tan da uzaklaşmış sayılır. Çünkü Kur’ân, insanı Allah’la irtibatlandıran en sağlam iptir; ona sımsıkı tutunan Allah’a yakın olur; ellerini gevşeten de uzaklaşır.

“Kokusu da hoştur, tadı da hoştur.” Onu tadan iyi bir şey tatmış ve faydalı bir şey yapmış sayılır. Kokusuyla da başkalarının arzu ve iştihalarını tetiklemiş olur.

Evet, Kur’ân tekrar tekrar okundukça, gönüllerde bir nur, bir feyiz ve bereket bırakır. Onun içindir ki Allah Resûlü bazen bir âyeti defalarca okur ve tekrar ederdi.19

Hadis diye rivayet edilen bir sözde, bir gün O’nun bu hâlini müşâhede eden sahabi sebebini sorduğunda şu cevabı almıştı: “O âyette derinleşerek Cenâb-ı Hak’tan şefaat edebilmem için fırsat istedim. O da bana ümmetime şefaat etme fırsatı bahşetti.”

Abbâd b. Hamza anlatıyor: Hz. Ebû Bekir’in kızı, ninem Hz. Esmâ’ya (radıyallâhu anhâ) uğramıştım; Tûr sûresini okuyordu. فَمَنَّ اللّٰهُ عَلَيْنَا وَوَقَانَا عَذَابَ السَّمُومِ20 âyetine geldiğinde durdu. Âyeti tekrar tekrar okuyor, Allah’a sığınıp dua ediyordu. Devam edeceğini anlayınca kalkıp çarşıya çıktım. Döndüğümde baktım, hâlâ aynı âyeti okuyor ve ağlıyordu.21

Evet, Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ, Kur’ân’da derinleşiyor ve sinesiyle onun derinliklerine açılıyordu da bir daha geriye dönmeyi düşünmüyordu. O ki, Kur’ân’da en çok derinleşenlerden biri olan Hz. Ebû Bekir’in kızıydı.. o, Kur’ân sevgisini ve Kur’ân’a bağlılığını işte böyle temsil etmeliydi!..

35