İçeriğe geç

Âyete dönecek olursak, “kıvrım kıvrım bir hâlde secde etme” Allah’ın gönülde, kalbte duyulması ile doğru orantılıdır. Bin bir isminin bin bir tecellîsi ile vicdanlarında Allah’ı duymayan, onca nimetler içinde yüzdükleri hâlde, herhangi bir minnet hissi taşımayan ve vefa duygusundan uzak kişilerin hayatlarında bir kere olsun, böyle secde edecekleri mümkün olsa da zordur.

Ayrıca burada Allah Resûlü’nün derin bir kulluk şuuruyla kıvrım kıvrım olması اَلَّذ۪ي يَرٰيكَ ح۪ينَ تَقُومُ“O, kıyam ettiğin vakit seni görür.” mefhumunca, Allah’ın rü’yeti altında bütün benliğiyle bir kalkma, doğrulma, derlenip toparlanma sonucudur. Evet O secdededir ama davranışlarını belirleyen Hakk’ın emirlerini yerine getirme istikametinde kıyam ruhudur. O, gecenin yarısında teheccüde kıyam eder; dini ikame adına elpençe emre âmâde bulunur; mü’minlerin maddî-mânevî ihtiyaçları karşısında da hep divan durur; böyle sürekli kulluk mülâhazasıyla emre hazır yaşamayı, baş ve ayaklarını aynı noktada birleştirmek suretiyle daha bir derinleştirir ve أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الْعَبْدُ مِنْ رَبِّه۪ فَهُوَ سَاجِدٌ“Kişinin, Rabbine en yakın olduğu an secde hâlidir.”5 zirvesine ulaşır.

وَالشُّعَرَۤاءُ يَتَّبِعُهُمُ الْغَاوُۧونَۘ۝أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ ف۪ي كُلِّ وَادٍ يَه۪يمُونَۙ۝وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَۙ۝إِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَذَكَرُوا اللّٰهَ كَث۪يرًا وَانْتَصَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا

“Şairler(e gelince) onlara da sapıklar uyarlar. Onların her vadide başıboş dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi? Ancak iman edip iyi işler yapanlar, Allah’ı çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar başkadır…”

(Şuarâ sûresi, 26/224-227)

239