İçeriğe geç

Evet, hâlet-i yeis yani imanın artık kabul edilmeyeceği an, bir ân-ı seyyale dahi olsa, dünya hayatından şuurluca bir zamanın geçmeyeceği devrede başlar. Fakat tersi olursa, o ân-ı seyyaledeki niyet, düşünce ve kanaat bir tohum gibi mütalâa edilir ve daha sonraki berzah ve haşir hayatında da o tohum neşv ü nema bularak, insanın karşısına bir mükâfatlar demeti hâlinde çıkabilir.

Öyleyse, hâlet-i nez’iden önce, henüz hayattan ümit kesmeden ve ondan bütün bütün kopmadan küfürden dönmek ve imana yönelmek her zaman makbuldür. Durum aksine ise, hüküm de farklı olacaktır. Yani bir mânâda gözler dünyaya kapanıp ukbâya aralanınca artık fırsat fevt edilmiş sayılır. Zira imandan sonra, bir kelime-i tayyibe ile dahi olsa amel etme imkânı kalmamıştır. İmandan sonra fısk u fücurla sürekli ufuklarını karartanlara قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذ۪ينَ أَسْرَفُوا عَلٰىٓ أَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ3 fehvâsınca hususî bir muamele ve bir himayenin olabileceği rahmet-i ilâhiyeden ümit edilir.

يَۤا أَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَأْكُلُۤوا أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ إِلَّا أَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلَا تَقْتُلُۤوا أَنْفُسَكُمْۘ إِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُمْ رَح۪يمًا

“Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hâli müstesna, mallarınızı, bâtıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp-vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı Rahîm’dir.”

(Nisâ sûresi, 4/29)

90