İçeriğe geç

2. Şayet insan doğru hareket etmiyorsa, ömür boyu hep endişeli yaşar; yaşar ve hep ya bu kirli çamaşırlarım ortaya çıkarsa korkusunu taşır. Hele bir de aynı yanlışlıkları paylaştığı kimseler varsa, bütün bütün korku içinde oturur-kalkar ve acaba ne zaman arkamdan vurulacağım telaşıyla kıvranır durur.. kıvranır durur zira “Hırsızlar dövüşünce, çalınan nesne ortaya çıkarmış.” fehvâsınca hep titrer, herkesi idare etmeye çalışır ve sürekli kuşku içinde bulunur.

3. Şimdi de Bediüzzaman Hazretlerinin istikametle alâkalı bir tespitiyle konunun bir başka buudunu arz etmeye çalışalım.

O, geri kalışımızın sebeplerini sıraladığı bir yerde (mealen) der ki: “Bazen doğru bir netice ve hedefe yanlış vesilelerle gitmek isterler. Oysa doğru, doğru olduğu gibi, ona ulaştıracak vesileler de doğru olmalıdır.”8 Başka bir tabirle, “Hak bir neticeye bâtıl vesilelerle gidilmez ve gidilemez.” Meselâ, politik oyunlarla, ne Allah’ın rızasına ulaşılabilir ne de Müslümanların yararına bir gayeye.. keza kitle ruh hâletini değerlendirerek bir yere varmaya çalışmak bâtıl bir vesiledir, insan kendi kendini aldatmış olur. Sun’î mualecelerle hakikate ulaşmak da öyledir… Bunların hiçbirini ne Allah Resûlü’nün hayatında ne de İslâm’ın hayata hayat olduğu devrelerde görmek mümkündür. Öyleyse, öyle bir yol kullanılmalı ve öyle bir metot takip edilmelidir ki onda hep doğruluk esas olsun. Aksi hâlde istikamet çizgisinde olmayan bütün çaba ve gayretler boşa gider ve bu metot yanlışlığından meydana gelen falso ve fiyaskoların hesabını da Allah mutlaka sorar. Zira niyet salih olsa da, kitleler yanlış yollara yönlendirilmiş, Müslümanlık imajı kirletilmiş ve din düşmanlarına koz verilmiştir.

299