“İtap âyetleri” arasında sayılan beyanlardan biri de; “Ey Şanı Yüce Nebi! Allah’a karşı sorumluluklarını yerine getirmeye devam et, kâfirlere ve münafıklara itaat etme! (Ki sen zaten asla onlara itaat etmezsin). Muhakkak ki Allah her şeyi bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.”4 mealindeki âyet-i kerimedir. Şayet, bu ilâhî kelamın Ahzâb sûresinin ilk âyeti olduğu ve mezkur surenin muhtevası göz önünde bulundurularak şümullü bir değerlendirme yapılırsa, burada da asla bir kınamadan bahsedilemeyeceği görülecektir.
Ahzâb sûresi bir kısım içtimaî esasları bildirmekte, zıhar gibi bâzı bâtıl gelenekleri kaldırmaktadır. Rehber-i Ekmel’e karşı mü’minlerin davranışlarının nasıl olması gerektiğini, hakiki mü’minlerin vasıflarını, münafıkların karakteristik özelliklerini, tesettür meselesine ve aile hayatına dair bazı hususları anlatmaktadır. Dolayısıyla, “Kâfirlere ve münafıklara itaat etme!” hitabı, Ahzâb savaşı ile hınçlarını alamayan münkirlerin ve münafıkların Hazreti Zeyneb ile izdivaç meselesi bahanesiyle koparacakları fırtınaları, yayacakları yalanları, hazırladıkları çeşit çeşit saldırıları haber veren ve Resûl-i Ekrem’e hak bildiği yolda sabit kadem olmasını ihtar eden ilâhî bir emirdir. Evet, bu sûrede inkârcıların ve münafıkların dedikodularına sebep olacak bazı hükümler indirileceğinden dolayı Allah Resûlü daha ilk âyetle teyit edilmiş ve ona “Kâfirlere ve münafıklara uyma. Onların sözlerine kulak verip de görevini yerine getirmekten endişe duyma!..” denilmiştir.
Şu kadar var ki; eğer Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), –farzımuhal– nübüvvetle serfirâz olmayan, mücerret bir ideal ve aksiyon adamı gibi davransaydı, kendisine dehalet etmek isteyen bazı insanların düşüncelerine mümâşat ve mülayemet gösterebilir ve onları kendisine bağlamaya çalışabilirdi. İnsanların iman etmeleri konusundaki fevkalâde hırsından dolayı, onları da kazanabilmek için bazı münkirlerin bir kısım imtiyaz taleplerini muvakkaten kabul edebilirdi.
Dipnotlar
- 4 Ahzâb sûresi, 33/1.