İçeriğe geç

Vahyin rehberliğine başvurmadan, teheccüd ile kabir aydınlığı arasındaki münasebeti bilemezsin.. Allah’a hâlisâne kulluk ile mizanda terazinin ağır basması arasındaki irtibatı sezemezsin.. burada sırat-ı müstakîm üzere yaşamakla ötede Sıratı geçmek arasındaki alâka ve uygunluğu takdir edemezsin.. iman ile Cennet’e girme ve küfür ile Cehennem’e düşme arasındaki kuvvetli bağı göremezsin. Ne var ki, seni Yaratan, rotanı belirleyen ve üzerinde yürüyeceğin yolu hazırlayan Zât, sana güzergâhı bildirdiği gibi, seferde ihtiyaç duyacağın zâd ü zahîreyi de haber vermiştir. İlâhî mesaja göre yaşadığın, ötelere hazırlandığın ve kabir kapısına tedarikli adım attığın takdirde, ahiretin yol haritası elinde demektir ve ebedî saadete açılan caddede yürümen oldukça kolaylaşacaktır. Unutmamalısın ki, Cennet azığı taat; Cehennem kumanyası ise mâsiyettir; heybende hangisi varsa, sana onun kapısı açılacaktır.

Dünyada Aşılan Ukbâ Tepeleri

وَخَفِّفِ الْحِمْلَ فَإِنَّ الْعَقَبَةَ كَئُودٌ Azığını eksiksiz al ama yol boyunca sana lazım olmayacak yükleri boş yere yanında taşıma. Cehennem’e yakıt olacak bütün dünyevîlikler yüktür insanın sırtında. Küfür, fısk, isyan yüktür; her bir günah ve hata yüktür. Bu itibarla, yükün hafifletilmesinden maksat, mâsiyetten sıyrılmak ve günahlardan arınmaktır.

Önündeki zorlu engelleri, aşılması güç geçitleri ve sarp yokuşları düşün; belini bükecek ağırlıklarla katedemezsin o uzun mesafeyi. Elli, yüz, yüz elli kiloluk bir ağırlığı belki birkaç adım taşıyabilirsin; fakat, onunla kilometrelerce yürüyemezsin, onca yükle hedefe varmaya güç yetiremezsin. Öyleyse, öteye adım atarken dünyevî ağırlıklarından kurtulmalı, ahirette işine yaramayacak hiçbir şeyin hamallığını yapmamalı ve yükünü hafif tutarak yürüyüşünü kolaylaştırmalısın.

47