İçeriğe geç

Nitekim Asrın Çilekeşi, “İzdivacı hiç düşünmediniz mi?” diye soranlara “Âlem-i İslâm’ın dertlerini düşünmek kendimi düşünmeme fırsat vermedi; ümmet-i Muhammed’in derdi bana onu unutturdu!” demiştir.9 İslâm tarihinde, Cenâb-ı Hakk’ın ekstra lütuflarıyla serfiraz böyle kâmet-i bâlâlar da mevcuttur. Hatta, bu iffet âbideleriyle alâkalı, ilmi ve davayı izdivaca tercih eden ve hayatları boyunca hiç evlenmeyen âlimler mânâsına gelen “el-Ulemaü’l-Uzzâb” unvanıyla kitaplar yazılmıştır.

Ezcümle, İmam Nevevî dünyayı elinin tersiyle itmiş, hatta yeme-içme için yaratılmadığını düşünerek ve sofra başındaki vaktini dahi zâyi sayarak ömrünün büyük bir bölümünde günde sadece bir bardak süt ile iktifa etmiş; hayatını ilme ve dinin neşrine adamış ve her gün bir kısım hakikatleri kaleme alarak bir ömre raflar dolusu kitap sığdırmıştır.

Bu mefkûre kahramanları, kendileri hesabına bir tane bile civcive sahip olmamışlardır; fakat, ümmet-i Muhammed adına pek çok civciv çıkarmışlardır. Onlar, i’lâ-yı kelimetullahtan başka hiçbir emel beslememiş ve varlıklarını sadece bu sevdaya vakfetmişlerdir. Bu arada, kendi hususî hâllerini bir esas ittihaz etmemiş, herkesi bağlayan bir numune şeklinde âleme sunmamış; bilâkis, başkalarının nazarlarını dinin objektif disiplinlerine çevirmiş, talebelerini kendileri evlendirmiş ve onların yurt-yuva kurmalarına yardımcı olmuşlardır. Kanaatimce, şahsî haz ve lezzetleri adına hiçbir mülâhazası olmayan, nâm-ı celîl-i Muhammedî’nin her yanda duyulması için maddî-mânevî nimetlerden fedakârlıkta bulunan bu kahramanlar mutlaka takdirle anılmalıdır. Ne var ki, onların özel durumları, objektif kural olarak kabul edilmemeli ve herkese uygulanmamalıdır. İradenin hakkını verebilen o dava adamlarının hâllerinin subjektif olduğu nazar-ı itibara alınmalı ve meseleye dinin ruhundaki denge zaviyesinden yaklaşılmalıdır.

Gecelerin Ruhbanı, Gündüzlerin Fürsanı

340