İçeriğe geç

Bundan dolayıdır ki, Cenâb-ı Allah günde en az kırk defa okuduğumuz Fatiha sûresinde, sırat-ı müstakîme hidayet eylemesi için dua etmemizin yanı sıra, bizi “dâllîn” ve “mağdûbîn” güruhundan uzak tutması için de niyazda bulunmamızı talim buyurmaktadır. Binaenaleyh, her gün defalarca, “Allahım bizi sırat-ı müstakîm’e; Kendi kitabına, Resûlü’nün sünnetine ve ashabın yoluna hidayet et, Kur’ân’ındaki makâsıdı anlamaya muvaffak kıl!” diyor; “Dünyevî ve uhrevî, cismanî ve ruhânî, vehbî ve kesbî bütün nimetleri başlarından yağdırdığın ve kendilerinden hoşnut bulunduğun salih zümrenin yoluna bizleri de hidayet eyle Allahım” diye yakarıyoruz. Fakat, evliyanın, asfiyânın ve mukarrabînin yürüdüğü bir yolda ilerlerken bile insanın sapıtabileceği mülâhazasıyla, bizi “dâllîn” ve “mağdûbîn”den kılmaması için de O’na yalvarıyoruz; “Bizi nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.” diyoruz. Bu sözümüzle, dalâlete düşmüş ve Hazreti Kahhâr’ın gazabına uğramış ne kadar zavallı varsa hepsini kasdetmiş ve onların âkıbetlerine uğramamak için Allah’ın rahmetine ve hidayetine sığınmış oluyoruz.

177