Ne var ki, günümüzde “ben, ben” diyerek oturup kalkma ve enaniyet mülâhazalarıyla dolup taşma belki her zamankinden daha fazladır. Bugün bencillik o kadar yaygındır ki, çoğu kimseler Mevlâ-yı Müteâl’in lütuflarını bile enaniyetleri hesabına kullanmakta ve onları bencilliği besleyen birer unsur gibi harcamaktadırlar. Meselâ; özgüven deyip yola çıkanların ekseriyeti, zamanla kendini beğenme hummasına tutulmakta, bir fâikiyet mülâhazasına kapılmakta ve her fırsatta kendini anlatma hastalığına yakalanmaktadır.
Bundan dolayı, özgüven tabirinin bizim kültürümüzle te’lifi imkânsızdır; o bizim için çok iğreti bir kelimedir. Bu da, diğer nesebi gayr-i sahih sözler gibi kendisine yüklenen mânâ ile dilimize girmiş ve hem kalbleri hem de kafaları karıştırmıştır. Bizim temel değerlerimizde “Tut beni Allahım, tut ki edemem Sensiz!” anlayışı esastır.
Mehdî Taslakları
Hâkiki bir mü’min asla kendini beğenmemeli ve yeterli bulmamalı; Müslümanlığın tevazu, mahviyet ve hacâletten ibaret olduğunu kabul ederek, sâde kulluğu her türlü payenin üstünde saymalıdır. Hazreti Mevlâna gibi “Kul oldum, kul oldum, kul oldum! Ben Sana hizmette iki büklüm oldum. Kullar âzad olunca şâd olur; ben Sana kul olduğumdan dolayı şâd oldum.”8 demeli; Kitap ve Sünnet’in emirlerini kılı kırk yararcasına yerine getirmelidir. Bununla beraber, himmetini her zaman âlî tutmalı, Allah’ın izni ve inayetiyle hep yüksek uçmaya çalışmalı, sürekli tekâmül peşinde olmalı; fakat, büyüklük iddialarına kat’iyen kalkışmamalıdır.
Dipnotlar
- 8 Mevlâna, Mesnevî 5/227.