Söz gelmişken bir farklılığa dikkat çekmek istiyorum: Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in risaletini ilân etmesi onun vazifesi cümlesindendir. Farz-ı muhal, o kelime-i Tevhidi söylese ama “Muhammedün Resûlullah” demeseydi, vazifesini yapmamış olurdu. Nitekim, Rehber-i Ekmel Efendimiz bir münasebetle “Nefsimi yed-i kudretinde tutan Allah’a yemin olsun ki, Musa (aleyhisselâm) çıka gelseydi, siz de ona ittiba edip beni bıraksaydınız, doğru yoldan sapıtmış olurdunuz. Eğer Musa (aleyhisselâm) hayatta olsaydı ve benim nübüvvetime yetişseydi, muhakkak ki, o da bana tâbi olurdu!” buyurmuştur.10 Bu söz hem bir tahdis-i nimettir hem de Peygamber Efendimiz’in tebliğ misyonunun edasıdır.
Fakat, meselenin nizaya ve münakaşaya bâdî olması karşısında, İnsanlığın İftihar Tablosu (aleyhi ekmelüttehâyâ) kendisinin, önceki peygamberlerden üstün görülmesine ve onların –hâşâ– hafife alınmalarına aslâ izin vermemiştir. Hatta bir defasında bir sahabinin Hazreti Musa’nın kadr ü kıymetine uygun düşmeyen bir söz söylediğini duyunca, hemen ona müdahale etmiş ve “Beni Musa İbn İmrân’a tercih etmeyin. Zira, ben onu mahşer gününde Arş’ın kavâimine tutunmuş olarak göreceğim.”11 demiş ve orada meseleyi tadil etmiştir. Oysa, Hazreti Musa da Kâinatın Medar-ı Fahri’ne hayrandır. Nitekim, Allah Teâlâ onları Miraç’ta karşılaştırmış, yan yana getirmiş ve konuşup görüşmelerine izin vermiştir. Miraç hadisinde imâ edildiği üzere, Hazreti Musa, Resûl-i Ekrem Efendimiz’in kendi önünden gelip geçmesini ve defalarca huzur-u ilâhîye çıkmasını görünce, tatlı bir gıpta ile “Şuna bak! Benden sonra geldi ama nasıl da böyle reftare yürüyor!..”12 mânâsına gelebilecek bir edayla takdirini ifade
etmiştir. Buna rağmen, Rehber-i Ekmel, “Beni Musa İbn İmrân’a tercih etmeyin.” demiştir.13
Dipnotlar
- 10 Dârimî, mukaddime 39; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 4/265.
- 11 Buhârî, husûmât 1, enbiyâ 31, rikak 43, tevhid 31; Müslim, fezâil 157.
- 12 Bkz.: Buhârî, bed’ü’l-halk 6, menâkıbü’l-ensâr 42; Müslim, îmân 264.
- 13 Buhârî, husûmât 1, enbiyâ 31, rikak 43, tevhîd 31; Müslim, fezâil 157.