Tevbe ve tecdid-i imanın yanı sıra, namaz, oruç, hac ve zekât gibi ibadetler de birer arınma kurnasıdır. Namazı insanın kapısının önünden akan tatlı ve tertemiz bir ırmağa benzeten, günde beş defa o nehre girip yıkanan bir kişinin üzerinde kir namına hiçbir şeyin kalmayacağını beyan eden Resûl-i Ekrem (aleyhi ekmelüttehâyâ vetteslimât) Efendimiz’in “Namazlar, büyük günahlardan kaçınıldığı sürece aralarındaki küçük günahlar için birer keffârettir.”9 müjdesi bu hakikatin yüzlerce delilinden sadece biridir. Cemaatle namaz kılmak için mescide giden bir mü’minin her adımıyla bir günahının silineceğini ve yerine bir sevap yazılacağını; gönülden inanarak ve mükâfatını Allah’tan umarak oruç tutan bir insanın geçmiş günahlarının affolunacağını; keza, yolculuk esnasında büyük günahlara girmeden, küçük günahları işlemekte ısrar etmeden ve fena söz söylemeden haccını tamamlayan kimsenin günahlarından kurtularak annesinden doğduğu günkü gibi tertemiz evine döneceğini açıkça ifade eden hadis-i şerifler misillü daha pek çok nebevî söz, ibadet ü taatin önemli bir arınma vesilesi olduğunu göstermektedir.
Bu hususa delil olarak zikredilebilecek âyet-i kerimeler de mevcuttur. Meselâ; Cenâb-ı Allah, “Gündüzün her iki tarafında ve gecenin saçaklarında (gündüze yakın olan saatlerinde) namaz kıl! Çünkü, iyilikler kötülükleri silip giderir. Bu, düşünen ve ibret alanlara bir nasihattır.”10 buyurmuştur.
Dipnotlar
- 9 Müslim, tahâret 10, 15, 16; Tirmizî, salât 46; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 2/359.
- 10 Hûd sûresi, 11/114.