Ayrıca, çoğu zaman musibetler de arınmaya vesiledir. Kur’ân-ı Kerim’de, –mealen– “Başınıza gelen her musîbet, işlediğiniz günahlarınız (ihmalleriniz ve kusurlarınız) sebebiyledir, hatta Allah günahlarınızın çoğunu da affeder.”12 buyurulmaktadır.
Aslında, genel kabule göre, bu hitap günahkârlaradır. Zira, sevaba ve yüksek mertebelere ulaştırılmak üzere günahkâr olmayanların maruz bırakıldıkları musibetler de az değildir. Dolayısıyla, mü’minlerin başlarına gelen her musibetin onların günahları yüzünden olduğu söylenemez. Öyleyse, insan kendisiyle alâkalı musibetleri hatalarının cezası olarak görse de, diğer mü’minler hakkında hüsnüzan etmeli; onların, günahlarının keffaretini ödediklerini değil, Hak katındaki derecelerinin artması için o türlü sıkıntılara düçar olduklarını düşünmelidir. Evet, bilhassa Allah’ın dinine hizmet için çalışan bir insanın çektiği sıkıntılar, sadece onun günahlarına keffaret olmakla kalmayıp aynı zamanda Allah katındaki derecesinin yükselmesine de vesiledir.
Dipnotlar
- 12 Şûrâ sûresi, 42/30.