Bu itibarla, i’lâ-yı kelimetullah çok önemlidir; onun uğrunda mücahede eden bir insan ister muharebede şehit olsun isterse de yolun herhangi bir durağında kanatlanıp ötelere uçsun, mutlaka arınmış olarak Cenâb-ı Hakk’a kavuşacak ve O’nun sürpriz nimetlerine ulaşacaktır. Günümüzün Karasevdalıları hakkındaki mülâhazalarımız da bu istikamettedir. Talebesini kurtarmak isterken bataklıkta boğulup ahirete yürüyen, yakalandığı amansız bir hastalık neticesinde diyar-ı gurbette bir garip olarak öbür aleme giden ya da iman hizmetinin başındaki belâlara paratoner olurcasına bir trafik kazasında dünyaya veda eden fedakâr ruhlar da inşaallah Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinin enginliğine yaraşır şekilde mukabele göreceklerdir. Öyle inanıyor ve ümit ediyorum ki; sırf rıza-yı ilâhî için annelerinin sıcak kucağını terk eden, baba ocağına hasret kalan, bazen aylarca yârdan-yârandan, çoluk-çocuktan ayrı durmaya razı olan ve çeşit çeşit mahrumiyetlere katlanan bu sevgi kahramanları, ötede beşer idrakini aşkın ilâhî ihsanlarla karşılanacaklardır. Allah Teâlâ, rızası uğruna bin bir zorluğa tahammül eden bu kutluları, öyle lütuflarla sevindirecektir ki, onlar her nimet karşısında büyük bir memnuniyetle “Elhamdülillâh Yâ Rabbi, dünyada bizi bir kısım sıkıntılara maruz bıraktın, bize bazı meşakkatler yaşattın; fakat, onları buradaki hüzünden, tasadan ve sarp yokuşlardan kurtulmamıza vesile yaptın, bizi ebedî hüsrandan kurtardın ve bâkî nimetlerinle serfiraz kıldın!” diyeceklerdir.