Bu vaadin bir mânâsı, bizim gibi avamın da anlayacağı üzere, gönülden tevbe edip salih daireye dâhil olan kimselerin günahlarının affedileceği şeklindedir. Evet, Rahmeti Sonsuz (celle celâluhu), bir iyilikten dolayı çok kötülükleri siler. Maalesef, çoğu insanlar, bu ilâhî ahlâkın rağmına olarak, bir kötülük yüzünden pek çok iyiliği setrederler. Meselâ, bir adamın dünya kadar fazileti vardır, herkese ihsanda bulunuyor ve iman hizmetinde de işi önde götürüyordur; fakat, o insan bir yerde az sürçünce, bazıları onun hakkında hemen kötü bir hüküm verir ve bir daha da onun üzerinden o hükmü kaldırmazlar. Bazı imtihanlarda birkaç yanlışın bir doğruyu götürmesinin ayrı bir tezahürü olarak, bazen onlarca iyiliği bir tane hataya kurban ederler. Allah’ın rahmetinin enginliğine bakın ki, O, kulunu tertemiz olarak huzuruna almak için bir sürü bahane halkeder, insanın önüne onlarca vesile çıkarır; kul onlardan hangisine tutunursa tutunsun, bir arınma musluğundan geçmiş gibi yunup yıkanır, saflaşır ve O’na ulaşır. Allah Teâlâ, bazen tek iyilikten dolayı insanın o âna kadar yaptığı bütün hataları affeder; denebilir ki, O’nun rahmet ve inayetiyle, bir iyilik bütün hataların hakkından gelir, onlara kendi rengini içirir ve günahları sevaplara çevirir. İşte, “kötülüklerin iyiliklere tebdil edilmesi”nin bir mânâsı budur.