Son bir husus da, bazı duygu ve düşünceleri tetikleyebilecek mülâhazaları yeniden gündeme getirmemenin lüzumudur. Meselâ, Kürt-Türk meselesinin gündeme getirilmesi son derece büyük bir yanlışlıktır. “Falanların içinde bir kısım eşkıya var” deyip umum hakkında hükümler vermek doğru değildir. Bir dönemde, “Ben Türk’üm” diyen insanların içinden de “Mao, Mao” diye bağıranlar çıkmadı mı? Bugün ulusalcı olduğunu belirtenlerden bazıları bir zamanlar Lenin’in, Stalin’in arkasından koşmuyorlar mıydı? Bizim içimizden bir kısım eğri-büğrü düşünen, şâz kimseler çıktığı gibi, elbette başkalarının arasından da yaramazlar çıkabilir. Emniyet güçleri onları bulmalı, yargıya teslim etmeli ve şayet cezayı gerektiren yanları varsa, hukuk onları cezalandırmalıdır. Fakat, bu mevzuya şöyle-böyle yorumlar getirerek, toplumun farklı kesimleri arasında değişik cephelerin oluşmasına sebebiyet verecek şekilde bir üslûp kullanmaktan kat’î surette uzak durulmalıdır.