Birkaç ay önce, nasıl tepki alacağımı bile bile “Türkiye’de hâdiseler birbirini takip edecek, kan gövdeyi götürecek” demiştim… –Bağışlayın– bazı kendini bilmezler, “Sen kim oluyorsun da bu sözü söylüyorsun; nasıl oluyor da cemiyet-i sırrıyelerden bahsediyorsun?! Devlet hemen soruşturma açmalı ve bunun hesabını sormalı” diyerek Meclise soru önergesi vermeye kalktılar. Bugün böyle bir mukabeleden hiç hoşlanmasam da, Anton’un dediği gibi diyeceğim: Rivayete göre; Sezar ölünce ona komplo kuranlar bile “kaşı şöyleydi, gözü böyleydi; şöyle dâhiydi, böyle hatipti” diyerek Sezar’ı övüp dururlar. Bu ikiyüzlülüğe çok kızan Anton (Antonius) Sezar’ın cesedini sırtlanıp getirir ve ona medhiyeler dizenlerin önüne atar. Sonra da, “İşte Sezar, işte siz!..” der. Evet, “İşte hâdiseler, işte siz!..” Bugün ülkemizde kan dökülüyor mu, dökülmüyor mu? Kargaşa var mı, yok mu? Fakat, dilerim, daha o günlerden itibaren emniyet güçleri ve istihbarat servisleri teyakkuza geçmiştir; fitneyi kendi yuvasında kıstıracak tedbirler alınmıştır. Ve inşaallah, Türkiye’ye komplo kuranların arzu ve istekleri kursaklarında kalacaktır.
Türkiye’nin şu anda içine çekilmek istendiği bu kaotik ortamda, medyanın da çok hassas ve çok titiz olması gerekmektedir. Neşredilecek haberlerin keyfî yorumlardan uzak olarak verilmesi lâzımdır. Malumdur ki, her hâdise pek çok yoruma açık olarak cereyan eder. Bir hâdisenin yoruma açık olmasının yanı başında, onu yorumlayan insanların duygu ve düşünceleri de o hâdisenin algılanış keyfiyetini değiştirebilir. Herkes meseleye kimin perspektifinden bakarsa ona göre neticeler çıkarır.
Terör Kanunu ve Yorumlar