Sıra Bize De Gelecek!..
Soru: Bazı sofilerin râbıta-i mevt düşüncesi ile Hazreti Bediüzzaman’ın râbıta-ı mevt anlayışı arasında nasıl bir fark vardır? Dünyanın cazibedar güzellikleri karşısında aldanmama vesilelerinden biri olan ölümü ve ötesini tefekkür etme konusunda hangi hususlara dikkat edilmelidir?
Cevap: İslâm’ın koruyucu zırhı hükmünde olan ve dinin ayakta durabilmesi için insanlar arasında daima canlı tutulması gereken “müeyyidât” dediğimiz esaslar vardır. Bu esasların birincisi, “emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münker”dir; yani, sürekli iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymaktır. Başka bir ifade ile, emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münker, Kur’ân ve Sünnet’e uygun düşen söz, amel ve davranışları öğütlemek; haram ve günahlardan, Allah’ın razı olmadığı ifade, fiil ve tavırlardan da sakındırmaktır.
Müeyyidâtın çok önemli diğer bir yanını da “rekâik” teşkil eder. İmanı kuvvetlendiren, güzel ahlâka teşvik eden, kalbde Allah sevgisini ve rikkati artıran, gönlü yumuşatan ve gözün yaşarmasına vesile olan öldükten sonra dirilme, insanın Cenâb-ı Hak’la münasebeti ve zühd mülâhazası ile ilgili konulara “rekâik” denir.
Selef-i salihîn efendilerimiz rekâikle meşgul olmayı hayatlarının bir parçası hâline getirmiş; “Kitabü’z-Zühd ve’r-Rekâik” adlı eserler yazmış; hadis mecmualarında ya da diğer kitaplarında “rikâk” başlığı altında ölüm ve ötesiyle alâkalı mevzulara, Peygamber Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), ashab-ı kiramın ve tâbiînin ibadet, zühd, tevekkül, tevazu ve kanaata dâir söz ve tavsiyelerine yer vermişlerdir. İnsanın ölüm meleğiyle karşılaştığı andaki durumu, can verme sırasındaki hâli, defnedilmesi, kabir azabı, berzah hayatı, mahşer, hesap, mizan, sırat, Cennet ve Cehennem gibi safhalar üzerinde uzun uzun durmuşlardır. Bununla beraber, rekâik arasında en fazla râbıta-i mevt konusuna değinmiş ve ahiret için azık edinmenin lüzumuna dikkat çekmişlerdir.
Râbıta-i Mevt