Bu arada, sorunuzda yer alan, dünyanın cazibedar güzellikleri karşısında aldanmama meselesini sadece râbıta-i mevte bağlamamalı. Evet, râbıta-i mevt mevzuu Rekâik’te birinci fasıldır; fakat, onun ötesi de vardır. Ölümle beraber hatırlanan ve onunla beraber inanılması gerekli olan esaslar mevcuttur. Bediüzzaman Hazretleri’nin ifadesiyle, ehl-i iman için ölüm, rahmet kapısıdır, vazife-i hayat külfetinden bir terhistir; öteki âleme gitmiş yüzde doksan dokuz ahbap ve akrabaya kavuşmak için bir vesile ve ebedî saadete girmeye bir vasıtadır. O, ehl-i dalâlet için ise zulümât-ı ebediye kuyusudur.18 Bundan dolayı, ölüm ve ötesi bütün enginliğiyle anlatılmalı, ölümden sonra başlayan hayatın ebedî saadete dönüşmesi için –fırsat varken– her mesele getirilip ölüme dayandırılmalı ve insanlar ona hazırlıklı hâle getirilmeli; hatta ahiret semereleri nazara verilerek herkesin gönlünde ötelere karşı bir iştiyak ve vuslat arzusu hâsıl edilmeli. Sohbetler hep bu türlü mülâhazalar etrafında cereyan etmeli ve herkes “Ölümlüyüz; biz de öleceğiz; bu akşam son akşamımız, bu gece son gecemiz olabilir.” mülâhazalarıyla nefes alıp vermeli.
Günah Deryasına Batmamak İçin
Fakat, unutulmamalıdır ki, sadece ölümü nazara vererek “Arkadaşlar dünyaya meyletmeyelim, dünyanın câzibedar güzellikleri bizi aldatmasın; başımız dönmesin.” demek insanları dünyevîliklerden uzaklaştırmaya yetmez. Bir münasebetle arz ettiğim gibi, Kur’ân-ı Kerim insanın letâifinden hiçbirini ihmal etmeden hepsine birden seslenir. Çünkü Kur’ân, insanı küllî bir nazarla ele alır; kuşatıcı bakışıyla onun bütün duygularına birden hitap eder. Aklı doyururken kalbe de muhtaç olduğu gıdayı verir. Onu bedeniyle değerlendirirken, ruhunu da gözardı etmez. Aynen öyle de, insan bütün iman erkânını birden benimserse, iman esaslarının hepsini hazmederse, ancak o zaman dünyevî hiçbir güzellik onun bakışını bulandıramaz.
Dipnotlar
- 18 Bkz.: Bediüzzaman, Mektubat s.3 (Birinci Mektup, İkinci Sual).