İçeriğe geç

Yine Hazreti Üstad’ın sık sık vurguladığı üzere, ulûhiyet, risalet ve ahiret gibi iman esasları arasında hakikatte telâzum vardır. Yani, bunlardan birisinin vücut ve sübûtu, ötekisinin de vücut ve sübûtunu gerektirir. Birisine iman, ötekisine de imanı icap ettirir.19 Dolayısıyla, sadece ölüm üzerinde durur ama ulûhiyet mülâhazasını nazara vermezseniz; esmâ-yı ilâhiye ile müsemmâ ve sıfât-ı sübhâniye ile mevsuf Zât-ı Ecell-i A’lâ’yı kendine has mahiyet-i nefsü’l-emriyesiyle bilme, bildirme ve mârifete erme gayretinde olmazsanız, ölümü de sağlam bir temele bina edemezsiniz. Nihayet ölüm de, aklî, hissî ve vahye bağlı yanlarıyla O’nun esmâ-yı ilâhiyesine ve sıfât-ı sübhâniyesine dayanmaktadır. Kaldı ki, O’nu bilmede bizim ışık kaynaklarımız sayılan bütün isimler ve sıfatlar Zât-ı Ulûhiyet’i tam olarak kavramaya yeterli değildir. İnsan, esmâ-yı hüsnânın gölgesinde ancak yine O’nun dileyip murad ettiği kadar Zât-ı Sübhânî hakkında bilgi ve mârifet sahibi olabilir.

523