İçeriğe geç
19. Bölüm

Tatlı Dil Ve Firavunlar

Soru: Kur’ân-ı Kerim’de anlatıldığı üzere, Firavun’un bile Hakk’a çağrılması ve bu çağrının çok yumuşak bir üslûpla yapılması günümüz Müslümanlarına neler ifade etmektedir?

Cevap: Cenâb-ı Hak, Hazreti Musa ve Hazreti Harun’a hitaben, “Ona tatlı, yumuşak bir tarzda hitap edin. Olur ki aklını başına alıp düşünür, öğüt dinler yahut hiç değilse biraz çekinir.”1 buyurarak her şeyden önce peygamberâne bir üslûbu nazara vermiş; muhatap, Firavun gibi kalb ve kafası imana kapalı bir insan bile olsa, yine de hak ve hakikati “kavl-i leyyin” ile anlatmak gerektiğine işaret etmiştir.

O günkü Mısır’ın idarecisi olan Firavun, halkını sınıflara ayıran ve İsrailoğulları’nı ikinci sınıf insanlar kabul eden azgın bir zorba ve iflah olmaz bir mütekebbirdi. Kibri o seviyedeydi ki, fütursuzca “Sizin en yüce rabbiniz benim!”2 diyebiliyordu. Hazreti Musa’nın kavmini köleler topluluğu olarak görüyor; onları iyice zayıflatmak ve ezmek için erkeklerini boğazlıyor; kadınlarını ise diri bırakıyor ve hem kendisi hem de adamları onların iffetlerine dokunuyorlardı.

Hazreti Musa böyle bir atmosferde, ezilen zümrenin bir ferdi olarak dünyaya gelmiş; Allah’ın hususi inayet ve riayetiyle Firavun sarayında neş’et etmiş; olgunluk çağına ulaştığı dönemde bir Kıptinin ölümüne sebep olduğu için Mısır’dan kaçarak Medyen’e gitmiş ve on yıl sonra Allah’ın elçisi olarak geri dönmüştü.

299